23
Yorum
42
Beğeni
5,0
Puan
386
Okunma

Sana gelmek için çıktığım tüm yolların sonu,
Kendime çarptığım kör duvarlarda yıkıldı şimdi;
Cümlelerimin öznesi senken, yüklemsiz kalmış,
Bir hikâyenin en dilsiz, en yaralı sayfasındayım.
~
Ruhumun astarını söküp, beni kendi tenimde mülteci kıldın;
Aynaların sırrını döküp bıraktın, yüzüm bile artık bana yabancı.
Sen giderken pusulamı, rüzgârımı ve uykularımı,
Dikiş tutmaz dermanlarımı da söküp aldın benden.
~
Demir attığım her kıyı yokluğunla mühürlü bir boşluğa açılıyor;
Hangi haritaya dokunsam, rotalar senin sağır sessizliğinde kayboluyor.
Ömrümün en kalabalık yerinde tek başıma kalmanın,
Hiçbir ateşin ısıtamayacağı dondurucu ayazını bıraktın.
~
Bir sitem bu; içimde büyüttüğüm kocaman ormanı,
Tek bir kibrit çöpüyle ateşe verip gitmene dair bir çığlık.
Ben senin kıyılarında dinlenmeyi hayal ederken,
Sen beni hırçın dalgaların arasında nefessiz bıraktın.
~
Yüreğimdeki fay hatlarını kırdın da gittin öylece,
Şimdi hangi şehre sığınsam orası senin enkazınla dolu.
Herkesin bir gidiş bileti varmış meğer bu hayatta,
Ben ise kalbinde kalıcı bir durak olduğumu sanmışım.
~
Kelime dağarcığım iflas etti artık, sıfatlar tükendi;
Seni koca bir roman sanıp ömrümü mürekkep niyetine akıttım.
Yazılmamış mektupların pulları gibiyim şimdi;
Hem yolculuğa aç, hem adresi olmayan bir yalnızlıkta mühürlü.
~
İçimdeki yangının dumanı bile tütmüyor artık sessizlikten,
Kuşların kanatlarını kırıp sonra "özgürsün" demek hangi vedadır?
Diz çöktüğüm her duada senin adın titrerken,
Senin dudaklarında hangi yabancı ismin yankısı kaldı?
~
Zaman sadece acının kabuk bağlamasını sağlıyormuş meğer,
Senden kalan devasa boşluk her nefeste daha da yutuyor beni.
Kendi içindeki sağanakta ıslanmak ve asla kurumamak gibi,
En parlak ışıkların altında bile bir hayaletten farkım yok.
~
Hangi kitap sığdırabilir ki bu gürültülü suskunluğu?
"Gitme" diyemedim sana, çünkü kalbin çoktan yola çıkmıştı.
Bir vapurun arkasından atılan bayat simit parçaları gibi,
Sana dair umutlarımdan martılar bile yüz çevirdi bugün.
~
Kaç kere ölebilir insan?
Ben her "hoşça kal"da gömüldüm.
Senin için rafı karıştırılmış, yarım bırakılmış bir hatırayım belki;
Ama benim için sen, dermanı olmayan bitmek bilmeyen sızı,
Gitmek senin en kolay sığınağındı, dönmek ise büyük emek.
~
Senden sonra gelen her bahar biraz daha ayaz buralarda,
Her gülüş biraz daha hüzün kokuyor harabeye dönen coğrafyamda.
Bir şiir biter, bir şair susar ama bu sitem asla bitmez;
Çünkü bu yara seninle başladı ve adınla kazınacak mezar taşıma.
~
Son sözüm olsun bu; artık kalemim de yorgun düştü adından.
Seni affetmiyorum ama unutmayı da bir türlü beceremiyorum;
İşte bu benim en büyük yenilgim,
En ağır müebbetim,
Hoşça kal demiyorum sana
Çünkü gidişinin hiçbir yanı "hoş" değildi.
Cemre yaman
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.