4
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma

Onlar ...
Rüzgârı ardına aldığını sanarak konuşur
Ateşli laflar ile...
Ben susarım...
Bir kayanın gölgesinde
diz çökmüş bekleyen zaman gibi...
Parmağım tetikte değil yalnız,
sabırda…
Göğsümde bir bozkır,
gözlerimde uzak bir ufuk var
ve ufkun ardında
henüz doğmamış bir şafağın ağırlığı gizli...
Ben,
kanatları küllerinden
doğan
bir kartalım ...
Göğün dilini dinlerim,
toprağın nabzını...
Bir damla ses düşse
duyarım...
Bir taş yerinden oynasa
bilirim...
Çünkü savaş bir sanatsa
beklemek
savaşın ilk duasıdır...
Gece ağır iner dağlara.
Burada Ay, paslı bir kılıç gibi...
bulutların arasından sızan
Yıldızlar nöbette…
ve ben
bir dağın kalbinde saklı
sessiz bir yemin gibi dururum...
Rüzgâr bazen
bozkırdan eski destanlar getirir
Kulağıma...
Kurtların uluması
uzak bir hatıra sanılır
Bir atın nal sesi
geçmişten kopup geldiğinde
kulaklarımın kıyısına...
Ben o sesleri tanırım.
Çünkü damarlarımda
yalnız kan değil
ataların yankısı dolaşır...
Adım
henüz söylenmedi...
Vakit
henüz göğün diline düşmedi...
Bu yüzden
kartal kanadımı kapatırım
ve sabrı kuşanırım...
Toprak sessizdir
ama her sessizlik
bir fırtınayı saklar...
Ben o fırtınanın
kıyısında beklerim.
Bir gölge geçer vadiden,
bir yaprak titrer.
Gözlerim
karanlığı yarar...
Çünkü beklemek
uyumak değildir.
Beklemek
uyanık bir rüyadır...
Ve ben
o rüyanın içindeki
yalnız nöbetçiyim...
Bazen zaman
bir kum tanesi gibi ağırlaşır...
Bazen bir nehir gibi
akıp gider gecenin içinden.
Ama ben yerimden kıpırdamam...
Çünkü mevzi
sadece bir toprak parçası değildir.
Mevzi
bir yemin yeridir.
Bir savaşçının
ruhunu gömdüğü
kutsal bir eşiktir...
Ve ben
o eşikte dururum.
Sabırla.
Sessizlikle.
Kartal bakışıyla...
Ta ki
uzakta bir çağrı doğana kadar…
Ta ki
rüzgâr yön değiştirene kadar…
Ta ki
göğün kapısı aralanana kadar.
O vakit
kanatlarım açılır.
Sessizlik kırılır.
Ve bekleyen taşlar bile bilir:
Bir kartal havalanmıştır.
Adı
Türk..!
Ve artık
mevzi
sadece bir hatıra olur...
Turgay Kılıç
5.0
100% (6)