1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
128
Okunma

Gözyaşlarıma tutundum
adını söyleyerek düşmemek için.
Her damla, içimde kırılan bir aynanın parçasıydı
ve her parçada sen vardın.
Ben seni sevdim.
Rüzgârın akşamları perdeyi hafifçe kaldırışı gibi,
kimse görmeden, kimse bilmeden,
sadece kalbimin duyduğu bir sessizlikle sevdim.
Ama sen...
sen kimi sevdin?
Ben gecelere sen diye seslendim.
Ay ışığına baktım, belki gözlerin oradadır diye.
Bir sokak lambasının altında durup
gölgeni hayal ettim.
Çünkü insan bazen bir hayali bile
gerçekten daha çok sever.
Gözyaşlarıma tutundum,
boğulmamak için.
Çünkü her ağlayışta biraz daha
sana doğru sürüklendim.
Bir ismin insanın içinde
bu kadar yankı yapabileceğini
kim bilebilirdi?
Ben seni sevdim.
Bir çocuğun ilk kez denizi görmesi gibi
şaşkın, saf ve biraz korkarak.
Kalbimi avuçlarına bıraktım
kırılırsa sesini bile duymayayım diye.
Ama sen...
sen kimi sevdin?
Ben sana şiirler yazdım,
kimse okumasa da olur diye.
Çünkü bazı şiirler
sadece bir kişinin kalbine varmak ister.
Benim kelimelerim
hep sana yürüdü.
Her mısra bir adım oldu,
her satır sana varan bir yol.
Ama sen o yolda
hiç yürüdün mü?
Ben seni sevdim.
Bir ağacın kökleri gibi derinden,
bir yağmurun toprağa düşmesi gibi
kaçınılmaz ve sessiz.
Sen ise belki
başka bir kalpte bahar oldun.
Belki başka birinin adını
benim kadar içten söyledin.
İşte o zaman anladım:
bazı aşklar
iki kişiyle başlamaz.
Biri sever,
diğeri sadece yaşar.
Ben seni sevdim.
Ve gözyaşlarıma tutundum
düşmemek için.
Çünkü insan bazen
sevdiği kişiye değil,
sevdiği duygunun kendisine tutunur.
Ve şimdi hâlâ soruyorum
rüzgâra, geceye, yıldızlara:
Ben seni sevdim…
ama sen
kimi sevdin?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.