1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
71
Okunma
Ömür geçer, geçtikçe yeni düşler başlar.
Yaşandıkça hayat, sayar geçmişin sayacı.
Bugün bir araftır, geçmiş ve geleceği gerçek kılan.
Hayat bir sarkaçlı saat misali, geçtikçe günler sayar tik tak…
Akrep döndükçe yakınlaşır ömrün yarısı.
Ya olacaksın Külkedisi ya da bir balkabağı.
Ardına bakarsın bir cam pabuç bıraktım mı diye.
Gün gelir belki de yaşarsın camdan köşklerde.
Arkanda koca bir kara delik bırakırsın.
Ne kadar uzaklaşsanda bir gün belki yutacak.
Oysa önünde göz kamaştıran ışıktan demetler.
Kimdir bilinmez karanlıkta ışığı yaratan.
Yaratan kimdir bilinmez de yaşayan sensin, geç de olsa görsen de.
Camdan fanuslarda yaşayan sen, gözünün gördüğünden başka görmezsin.
Elbet bir gün çıkar karşına camın ardındaki canavarlar.
Ya tek başına savaşacaksın, sonun bilinmez
Ya da sırtını yaslayacağın bir dağ çıkar devrilmezsin boyuna.
Bir duadır kalbinden geçen.
Geçtikçe hayat çıkar karşına.
Oysa bilmezsin kalbinden geçen bir gün felaketin olacak.
Hemen tasalanma! Celladına aşık olan felaketini de sever.
Bir filmdir hayat, başrolünde sen.
Kim izliyor bu filmi, ne zaman biter?
Sanki bir dram, ağlatır izleyeni.
Sen beklersin hazin sonu; film biter mutlu sonla, bir ömür sürecek.
Çok kişi girer hayatına; belki bir sevgili, belki de candan bir dost.
Korkutur seni kara trene binip geri dönmemek.
Hep kalsınlar istersin oysa sırtında bıçaklar.
Bir acıdır kayıplar, yeri doldurulmayacak.
Hayat bir nehirdir akıp gittiğin.
Mühim olan yüzmeyi öğrenmek.
Suyun dibi korkutsa da aldırma!
Dalgaların getirdiği aşkları anımsa.
Nehrin döküldüğü yeri bilmesen de tasalanma!
Bir saat de olsa bir nehir de neticede ömür akıp gidecek…
N. Y.
5.0
100% (1)