0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Ey Hayat!
Daha ne kadar sınayacaksın beni?
Omuzlarım zaten taşıyamadığı yüklerin altında ezilmişken, bir taş daha koymanın ne anlamı var?
Ben senden bir mucize istemedim…
Biraz huzur, biraz nefes, biraz uyku istedim sadece.
Ama sen, en sevdiğim yerden vurdun.
Sevdiğimi aldın, hayalimi aldın, içimdeki o saf inancı söküp attın.
Ben fazlasıyla ödedim senin uğruna kaybettiklerimin bedelini.
Gözyaşıyla, uykusuz gecelerle, sabaha kadar tavana bakarak…
Her sabah yeniden güçlü görünmeye çalışarak ödedim.
Biliyor musun hayat,
İnsan en çok alıştığı şeylerin yokluğunda yanıyor.
Bir sesin susması, bir elin çekilmesi, bir “buradayım”ın kaybolması…
Bunlar ölüm gibi değil belki ama
Yaşarken gömülmek gibi.
Ben artık savaşmak istemiyorum.
Her sabah yeniden ayağa kalkıp güçlü kadın rolü oynamak istemiyorum.
İçimde kırılan yerleri saklamaktan yoruldum.
Kimse görmüyor diye acı hafiflemiyor.
Aksine, görünmeyen yara daha derin kanıyor.
Ey hayat…
Eğer alacak bir şeyin daha kaldıysa, gel al.
Ama artık umut bırakma içimde.
Çünkü umut en ağır bedel.
İnsan umuda tutundukça daha çok düşüyor.
Ben fazlasıyla ödedim.
Bir ömrün harcını gözyaşıyla karıştırdım.
Sevdiklerimi toprağa, hayallerimi zamana,
Kendimi de sessizliğe gömdüm.
Şimdi senden tek isteğim var:
Ya beni tamamen yık…
Ya da artık yormadan bırak.
Çünkü insan bazen ölmez,
Ama içindeki her şey birer birer susar.
Ve en acısı da budur;
Yaşıyor gibi görünüp
Çoktan bitmiş olmak…
Ve bilirsin hayat…
İnsan en çok da güçlü sanıldığında tükenir.
“Sen dayanırsın” derler ya hani,
İşte o cümle en ağır yük olur sırtına.
Dayanmak zorunda bırakılan herkes
İçinde sessizce yıkılır.
Ben de yıkıldım.
Ama kimse duymadı sesimi.
Çünkü ben ağlarken bile sustum.
Çünkü ben kanarken bile “iyiyim” dedim.
Çünkü ben giderken bile kalmış gibi yaptım.
Her kaybımda biraz daha eksildim.
Birini toprağa, birini zamana, birini suskunluğa verdim.
Şimdi aynaya baktığımda gördüğüm kişi
Eskiden hayalleri olan o kadın değil.
Şimdi gözlerinde gece taşıyan,
Yüreğinde mezar sessizliği olan biri var.
Ey hayat…
Sen benden ne istedin de ben veremedim?
Sevmek mi suçtu?
İnanmak mı fazlaydı?
Yoksa hep yanlış zamanda doğru insan olmak mıydı kaderim?
Bak, artık korkmuyorum.
Kaybetmekten de korkmuyorum.
Çünkü insan en değerli parçalarını kaybettikten sonra
Geriye korkacak bir şey kalmıyor.
Sadece yoruldum.
Sadece içimdeki çocuğu daha fazla susturmak istemiyorum.
O çocuk ki hâlâ bir gün her şey düzelecek sanıyor.
O çocuk ki hâlâ kapı çalınca mucize bekliyor.
Ama mucizeler benim kapımı hiç çalmadı hayat.
Ben hep vedaları açtım o kapıda.
Şimdi içimde koca bir sessizlik var.
Ne isyan edecek gücüm kaldı
Ne de yeniden başlayacak cesaretim.
Eğer bir gün gerçekten bırakacaksan beni,
Bunu yavaş yavaş yapma.
Çünkü en acısı
Bir insanın umutlarının azar azar ölmesidir.
Ben bir kere değil,
Defalarca bittim.
Ama her defasında kimse fark etmeden.
Ve belki de en büyük yorgunluğum bu…
Görünmeden yanmak.