0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma

Bir akşamüstüydü; evin içini yeni demlenmiş çayın kokusu doldurmuştu.
Annem mutfakta her zamanki düzeniyle bardakları dizerken ben günün yorgunluğunu üstümden atamamış, en ufak şeye bile tahammül edemez haldeydim.
Söylediği basit bir cümleye gereksiz, hatta biraz gıcık bir ses tonuyla karşılık verdim.
O an yüzündeki ifadeyi görmeliydim ama görmezden geldim.
Annem sustu, sadece “Peki,” dedi. O tek kelimenin içinde kırgınlık, yorgunluk ve biraz da hayal kırıklığı vardı.
Babam salondan bize doğru baktı; gözleri sakin ama anlamlıydı.
Bir şey demedi, sadece çay kaşığını yavaşça tabağa bıraktı.
O küçük ses bile bana ağır geldi.
Odama geçtiğimde içimde bir sıkışma başladı.
Sanki kalbimin tam ortasına görünmez bir taş oturmuştu.
Yatağın kenarına oturdum, ellerime baktım.
“Bu eller biraz önce annemin kalbini mi kırdı?” diye düşündüm.
Çocukluğum geldi aklıma; düştüğümde dizlerimi o temizlerdi, korktuğumda ışığı o açık bırakırdı.
“Bana iyi gelsin,” derdim sarılırken.
Şimdi o sarılmaya en çok ihtiyacı olan bendim belki de.
Kapının önünden geçen babam hafifçe durdu.
Kapıyı tıklatmadan, sakin sesiyle, “Kırmak kolaydır,” dedi, “ama toplamak emek ister.”
Sonra yürüdü gitti. O cümle içimde yankılandı.
Daha fazla dayanamadım.
Mutfaktan gelen çay kokusuna doğru yürüdüm.
Annem camın önünde durmuş, akşamın turuncu ışığı yüzüne vurmuştu.
Babam masaya oturmuş, düşünceli düşünceli bardağın buğusuna bakıyordu.
Yanlarına yaklaştım; bu kez sesim yumuşaktı, hatta titriyordu.
“Annem, gerçekten özür dilerim,” dedim. “Biliyorum bazen anlamsız çıkışlar yapıyorum.
Yorgundum ama bu bir bahane değil. Seni kırmak istemedim.
” Gözleri bana döndü; o bakışta hem sitem hem de şefkat vardı.
Bir an sessizlik oldu. O sessizlikte kalbimin atışını duyuyordum.
Babam ayağa kalktı, omzuma hafifçe dokundu.
“Hadi,” dedi, “sevgi varken gurura yer yok.”
Annem kollarını açtı.
O an çocukluğumdaki gibi koşa koşa sarılmak istedim.
Sarıldık. Omzuna başımı koyduğumda içimdeki taş yavaş yavaş eridi.
“Bu sarılma bana iyi gelsin,” diye fısıldadım.
Annem saçlarımı okşadı.
“Ben her zaman yanındayım, canısı,” dedi. “
Bazen birbirimize gıcık olabiliriz ama kalbimiz bir.”
Babam da bize katıldı; üçümüzün sessizce sarıldığı o an, evin duvarlarına görünmez bir huzur asıldı sanki.
Sonra birlikte masaya oturduk.
Çaylarımızı yudumlarken babam gençliğinden bir anı anlattı; o da bir zamanlar dedeme sert çıkmış, sonra pişman olmuş. Annem hafifçe gülümsedi.
“Önemli olan özür dileyebilmek,” dedi.
O an anladım ki aile dediğimiz şey kusursuzluk değilmiş; hatayı kabul etmek, kalbi onarmak ve sevgiyi yeniden seçmekmiş.
Ev dediğimiz yer, bazen kırıldığımız ama en çok da iyileştiğimiz yermiş.
O akşam içimdeki ağırlık yerini hafifliğe bıraktı ve kalbimin en yumuşak köşesine şunu yazdım:
Sevgi varsa, her şey yeniden başlar.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.