1
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
221
Okunma

FİLARMONİK YAŞAM
Hayatı baştan sona,
yani doğumdan ölüme kadar,
bir vals gibi birlikte yürüyerek finale varmak ne güzel olurdu;
Johann Strauss II valsi eşliğinde:
hafif,
neşeli,
zarif
ve ağır adımlarla...
Arada bir hüzün de olabilir elbette;
acıtmadan,
incitmeden,
üzmeden
ve tabii ki abartmadan.
Yoksa iş,
Gustav Mahler senfonisine döner;
ağırlaşır,
karmaşıklaşır,
tortu gibi insanın içine çöker bohem bir yaşam.
Hayatı bir vals gibi sürdürmek ne güzel olurdu.
Sert askerî marşlarla,
aynı komutla,
aynı ritimde,
aynı sertlikte yürümek...
Hayır, hayır!
Bütün bu gürültüden,
bu telaştan,
bu çılgınlıktan
hafif bir dönüşle uzaklaşmak gerek;
kaçıp gitmek bazen,
kuş tüyü kadar hafif hissederek.
Şahin kadar keskin bakışlarla,
kartallar gibi yüksekten,
onurlu bir duruş,
onurlu bir uçuşla;
ama alaycı bir tebessümle,
bir Strauss valsi gibi...
Evet, evet,
bir Strauss valsi gibi elele,
süzülerek finale varmak ne güzel olurdu.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.