1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
120
Okunma

İLKBAHAR
Kışın gri perdesi yırtıldı nihayet,
güneş,
bir mızrak gibi saplandı karanlığa.
Ilık rüzgârlar,
dudak değmiş bir kadeh misali,
ilk nefesini üflüyor ruhuma.
Bakın,
renkler ayaklanmış isyana kalkışıyor!
Gri ve kahverengi çekiliyor geri.
Zafer,
gökkuşağının omuzlarında yükselirken,
yeşil,
damar damar yürüyor yeryüzüne.
Tomurcuklar,
uykudan uyanan çocuklar gibi mahmur;
utangaç dallarını uzatıyor göğe.
Polenler zerre zerre uçuşuyor.
Çiğdem,
toprağın kalbinden doğan bir dua gibi,
sessizce yükseliyor baharın eşiğine.
Yakında;
yeşilin kudretine eğecek saygıyla nergisler.
Hayat,
bir kez daha haykıracak varlığını,
kökten,
daldan,
yapraktan.
Bahar sarhoşluğuna hazırlanın der gibi,
Laleler dizecek rengarenk kadehlerini.
Rüzgâr,
savururken etrafa çiçek kokularını,
Arılar içecek mayhoş Papatya özünü.
Leylaklar,
mor bir kıvılcım gibi yanacak.
Belki bir kaldırım kenarı,
belki bir parkta;
altın sarısı Mimozalar,
yıldızlar gibi gösterecek yüzünü.
Ve bir Cemre düşecek yüreğinden yüreğime.
Aramızdaki buzlar eriyecek.
Ve ilkbahar nihayet tahta oturacak.
Kış,
sessizce çekilecek geriye.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)