12
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
497
Okunma

RAĞMEN VAR OLMAK
Artık girizgâhla tanınmak istemiyorum.
Geçmiş,
günümüz
ve gelecek zamanla da ilgilenmek istemiyorum.
Bir kısır döngü kapandı sessizce,
içimde anlamsız yollar aşıldı.
Geriye bir tek şey kaldı;
Olgun zamanın ışığında yürümek,
harcanan bir emeğin ardından dinlenmek
ve sessizce, gurur duyarak mutlu olmak.
Dalından düşmeye amade,
solmuş yapraklara bakarken insan anlıyor;
hayallerden kaçmak çözüm değil.
Çünkü onlar
usulca akıp giderler yaşamdan.
Yılların ağırlığı omzuma çöktü ama yük olmadı.
Çünkü onlar,
sadece zamanın
ve değişimin hafif ağırlığıydı.
Yaş aldıkça fark ettim;
insan bazen kendi hayatında bir misafir gibidir.
Ama yine de
kurak çölleri besleyen bir güç taşır içinde.
Belki bir tanrının hikmeti görünmüyor.
Ama soluduğumuz hava,
her şeyin üstünde bir güç gibi duruyor.
Bir zamanlar acı veren ne varsa,
şimdi bir şekle,
bir kokuya dönüşüyor
ve içimin bilinmezliğinde bir uyum içinde yaşamaya devam ediyor.
Toprak bile yenilgiyi kabul etmiyor;
“Beni yenmedin.
Ben seni doyurdum
ve yaşattım.
Sen
sadece beni daha derin yaşadın.”
Ama sen,
yorulup eğildin.
Her şeyden daha derin bir bakış çıkardın;
uçarı hedeflerine daha yakın bir bakış.
Sonunda anladım ki,
kendimi mutlak bir şekilde sorgulamalıyım.
Mesela, melankoli nasıl aşılır?
İnsan doğayla uyum içinde nasıl yaşar?
Yaş almanın değerini nasıl anlatabilir?
Ve sonra,
şöyle düşündüm:
Henüz yazılmamış bir şiir olmalı bu;
bir aşk yenilgisinin
ve acının ardından gelen,
Ümit Yaşar Oğuzcan’ın melankolik bakışına bir cevap gibi.
Geçmişe takılı kalmayan,
yaşlanmayı bir çöküş değil,
bir olgunlaşma olarak gören,
acıdan geçip sonunda doğayla yeniden uyum kuran bir bilinç.
Ve bugün, bu duyguyla bir metin yazdım;
hem aydınlık
hem de kendi yaşam anlayışımı taşıyan bir metin.
Karanlıkla aydınlığın,
acıyla farkındalığın,
yenilgiyle yeniden kazanmanın içinden geçen bir metin.
Kısaca;
her şeye rağmen
hayata yazılmış bir dik duruş
ve elbette bir övgü.
Efkan ÖTGÜN
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.