1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
13
Okunma
Bir köy sabahı gibi başladı her şey,
Toprağın kokusu içime doldu,
Ayaklarım çamura bastıkça
Geçmişin sesi yankılandı yanımda.
Küçük ellerimle tuttuğum ilk umut
Gözlerimde büyüdü,
Ama rüzgâr sert esti,
Sakladığım düşler dağıldı.
Gençliğim bir nehir gibi aktı,
Bendeki her taş bir anıyı çizdi,
Kimi acıydı, kimi sessiz bir tebessüm,
Ama hepsi bendim, hepsi seninle yoğrulmuş.
Kalbim yalnızlığı öğrenmedi,
Ama yokluğu tanıdı,
İlk kayıpta sustum,
Sözcüklerim boğazımda takıldı.
Gülüşlerin hâlâ kulaklarımda,
Ama adın bir fısıltıya dönüştü,
Ve ben öğrendim:
Bazı sevdalar ellerimizde kalmaz,
Sadece iz bırakır.
Geceler ağırlaştı, yıldızlar uzaklaştı,
Her adımım eski bir hikâyeyi çağırdı,
Ama yürüdüm, dimdik ve sessiz,
İçimde hem çocuk hem yetişkin vardı.
Bir kuyuya düştüm, taşlar üzerime çöktü,
Ama ellerimle kazdım,
Kendi karanlığımı aydınlattım,
Ve anladım: en derin yaralar
Bizi en çok büyüten şeydir.
Servet istemedim, altın hayal etmedim,
Sıcak bir bakış yeterdi bana,
Bir söz, bir dokunuş,
Bütün dünyaları sığdırabilirdi içime.
Zaman bana öğretti sabrı,
Kimi kayıplar kaçınılmaz,
Ama her kayıp bir ders,
Her yara bir hatıra,
Ve her an, beni ben yapan bir parçadır.
Şimdi duruyorum,
İçimde hâlâ 16 yaşındaki çocuk var,
Ama gözlerim 26 yaşındaki adamın kararlılığında,
Biliyorum:
Sevgi bir yerlerde hep sürer,
Sadece biçimi değişir,
İz bırakır, ama yok etmez.
5.0
100% (2)