3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
34
Okunma

MÜLHİME
Fevzi Emir Yılmaz
Sevdanın kıyısına demir atmış gemiyim,
Yüzüne mâhirim de gönlüne acemiyim.
Say ki kavuşmak adım, vuslatın son demiyim;
Gelip çalsam kapını, açar mısın mülhime?
Dizlerinin dibine sığınsam can havliyle,
Kabullensen gönlümü elemi kederiyle,
Kavrulurken yüreğim aşkının özlemiyle,
Bir yudum su istesem, verir misin mülhime?
Sev ki günah yazmasın sol yanımın kâtibi,
Boynu bükük gönlümün yalnız sensin tabibi.
Rahmetle sürüklenen beyaz bir bulut gibi,
Çatlamış toprağıma yağar mısın mülhime?
Sahiplen şu köleyi satıldığı pazardan,
Merhamet et hâlime düştüğü intizardan.
Nûru sönmüş gönlümü kurtarıp bu zindandan,
Geceme güneş gibi doğar mısın mülhime?
Tek korkum nazarında boynumun bükülmesi,
Huzurundan kovulup yerle bir edilmesi,
Bu canın bin kez ölüp yeniden dirilmesi;
Haşyetini serimden çeker misin mülhime?
Gönlüm zaten marazlı, kaldırmaz başka yara,
Erteleme vuslatı sakın başka bahâra.
Buralardan çok uzak, bir bilinmez diyâra
Uç desem benim ile, uçar mısın mülhime?
Ak düştü saçlarıma ayrılık kederinden,
Birazcık ümit versen kalbim oynar yerinden.
“Haydi gidelim,” diye tutup da ellerinden,
Gel desem benim ile, gelir misin mülhime?
Görüyorsun hâlimi, ne ölü ne diriyim,
Şu gülmeyen bahtımın âzatsız esiriyim.
Ayrılık sanatının ölümsüz eseriyim;
Lâ-mekânım yuvam sen, olur musun mülhime?
5.0
100% (4)