1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
112
Okunma
Gittiğin Gün...
Gittiğin gün anlamalıydım aslında,
Gölgen kapıdan süzülürken her şeyin bittiğini.
Vakit, ayrılığın o buz gibi soğuğuna çattı;
Dile geldi kalbe hançer gibi saplanan sözler,
Zehirli kelimeler döküldü, can yakmayı görev bilen dillerden.
Sor beni...
Seni nasıl sevdiğimi dilsiz dağlara,
Senin yokluğunda,
Bağrıma bastığım taşlara sor.
Senden haber getirmeyen,
Esen rüzgârlara sor.
Sabah doğan güneş bile,
Şahittir sönüşüme,
Onlar anlatsın senin,
Sessizce öldürdüğün sevgimi.
Sen uykunun en masum limanındayken,
Seni nasıl düşündüğümü,
Gökteki yetim yıldızlara sor.
Her atışında adını sayıklayan bu yaralı kalbe,
Yüzünü bir kez daha görmek için dünyaya küsen gözlerime,
Ve her birini bir veda gibi
Ciğerime çektiğim nefese sor.
Dünüm sendin, bugünüm de sen...
Ben yanımda sadece seni, en çok seni istedim.
Sen benim için zamanın kendisiydin;
Akrebi sen, yelkovanı bendim,
Saniyeler bile bizim için dönerdi hani?
Bak, şimdi zaman durdu ama acın hiç durmadan ilerliyor.
Hiç istemesem de, ruhumu kanata kanata öğrendim;
Ayrılığın can yakan acısını,
Gittiğin o gün...
Kalbimin bir şehir gibi yanıp kül olduğunu.
Ve gittiğin o gün, içimde bir çocuk gibi büyüttüğüm aşkın,
Senin ellerinde nasıl can verdiğini.
Bizi ben yaşattım, ama bizi sen bitirdin.
"İBRAHİM_KAVAL"17.02.26
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.