1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
82
Okunma
Bak... Bu şehir her gece binlerce ışığa boğuluyor da, benim karanlığımı aydınlatmaya tek bir kibrit çöpü yetmiyor. O al yazma bir bez parçası değil artık; boğazıma dolanmış sessiz bir urgan...
Hangi rüzgâr çarptıysa seni uzağa, benim mevsimlerimi de söküp götürdü peşinden. Öyle bakma yüzüme; geçmiyor hiçbir şey, sadece alışıyorsun bu boşlukla nefes almaya..."
Yolların bittiği yerde başladı bu dilsiz gürültü,
Zaman pas tuttu içimde, sanki bütün saatler intihar etti o gün.
Eski bir hatıra değil ki bu gönlümdeki,
Al yazman, ruhumun tam orta yerinde kanayan bir mühür!
Senden gayrısı gürültü, senden gayrısı kalabalık,
Bu dilsiz odalarda senden başka kimsenin izi yok artık.
Zirvelerin kışına bahar gelir de, benim içim ayaz,
Bir adım atsam, uçurumlar selam duruyor ayaklarıma.
Sen gittin ya; sanki bu kentin bütün trafoları patladı,
Adresler silindi hafızamdan, anahtarlar kapıları tanımaz oldu...
Meğer senin olmadığın bir hayat;
Paslı bir çivi gibi, hep aynı sızıda asılı kalmakmış.
Kime imza attın o çocuksu heveslerinle? Kimin evine süs oldun, kimin sofrasına yabancı bir sessizlik? Kader demiyorum buna, bu başka bir şey. Bu; bir insanın, bir insanı diri diri bir hatıraya gömmesi...
Telli duvak takmışlar sana, al yazmanı örtmüşler,
Seni benden değil, resmen nefesimden koparmışlar!
Gelinliğin o buz beyazı, benim ömür kefenim oldu bugün,
Senden başkasını görürse, mil çekilsin şu gözlerime!
Seni bir takı gibi taktılar yabancı ömürlere,
Beni ise bu cevapsız soruların ortasında bıraktılar.
Bir cam kırıldı sanki içimde, her nefeste canımı acıtan,
Meğer her şey bir aldanışmış, meğer her şey koca bir ziyan!
Keşke o yüksek dağların tozu dumanı olsaydım da,
Sadece senin geçtiğin kaldırımlara düşseydi yüzüm...
Şimdi hangi sokağa sapsam, burnumda o bildik koku,
Hangi türküye sığınsam, içinde senin o mahzun adın.
Kırılmış bir kalem gibi düştüm bu kâğıtların üstüne,
Ne rengi kaldı yarınların, ne de tadı bu dumanlı sevdanın!
Sen orada bir başkasının dünyasına hapsolmuşken,
Ben burada her sabah, seni kaybetmenin o ilk anına uyanırım.
Varsın kapılar kilitlensin, varsın yollar üstüme devrilsin,
Benim içimdeki bu sönmeyen sancı, senden kalan son kurşundur.
Gözlerimde birikmiş şu dumanlı efkâr hiç dinmesin,
Çünkü bu yangın benim hem kimliğim hem de son durağım.
Al Yazmalım, yaban gülüm...
Bu fani dünyada bulamadık ya o huzurlu limanı;
Artık mahşere kalsın bizim o sahipsiz kalmış davamız!
"Hadi, kapa bu eski defteri... Bu hikâye burada bitmez ama, sözün hükmü bitti artık. Al yazması elin elinde solsa da, benim yüreğimde hep o ilk günkü gibi kanayacak...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.