0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
126
Okunma
Gözlerin dünyama bakmıyor yalnızca;
dünyanın yerini değiştiriyor.
İçimdeki haritalar eskidi.
Yollar bildiğim yerlere çıkmıyor artık.
Çünkü yön dediğim şey
senin olduğun tarafa doğru eğiliyor.
Bir insanın varlığı
başka bir insanın içindeki boşluğu
nasıl bu kadar sessiz doldurur?
Ne gürültü var bunda
ne sarsıntı.
Sadece yavaşça yer değiştiren
bir ağırlık gibi.
Sen gülünce
zaman acele etmeyi bırakıyor.
Saatler dönüyor belki
ama anların içi genişliyor;
bir saniyenin içine
uzun bir akşamüstü sığıyor
.
Sesini duymadığım günler oluyor.
Ama öğrendim ki
sessizlik bile
insanın aklında birinin şeklini taşıyabiliyormuş.
Seni bir şeye benzetmek istedim.
Denize. Göğe. Rüzgâra.
Sonra vazgeçtim.
Benzetmeler, benzer olanlar içindir.
Sen hiçbir şeye benzemeden
kendin olarak kalıyorsun.
Kalbim dediğim yer
eskiden sadece atan bir parçaydı.
Şimdi orada
adı konmamış bir mevsim var.
Ne serin ne sıcak —
ama insanı değiştiren bir hava gibi
yavaş yavaş içime işliyor.
Bazen birine yaklaşmayız aslında.
Kendi içimizde eksik olan şeyi fark eder
ve onun izini süreriz.
Seni ilk gördüğümde
bir şeyi bulmuş gibi değil,
bir şeyi hatırlamış gibi hissettim.
Adının içindeki o yumuşak hece —
naz —
bazen tek başına yetiyor
içimdeki bütün sertliği susturmaya.
Bir kelime değil sanki;
bir durak,
bir nefes alma yeri.
Şimdi anlıyorum:
Bazı insanlar hayatımıza girmez.
Hayatın akışını değiştirir.
Bir nehir yatağını nasıl bulursa
insan da bazen
kalbinin yönünü öyle bulur.
Ve eğer bir gün zaman gerçekten geçerse
geriye büyük sözler kalmayacak belki;
ama içimde hep aynı şey sürecek:
dünyanın ekseni hafifçe kaymış gibi,
kimsenin fark etmediği
ama benim her an hissettiğim o değişim.
Çünkü bazı karşılaşmalar
hayata eklenmez —
hayatın tanımını değiştirir
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.