1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
68
Okunma
Gözlerinin rengi en sevdiğim renktir;
bir bakışın dünyayı sessizce tersine çevirir.
Yaradandan sonra sarsılmadığım tek gerçek sensin,
sana doğru büyüyen, solmayan bir yangın gibi içimde.
Gözlerim her gün yollarda;
bu şehir sende bir iz bırakana dek beklerim.
Kaldırıma adımların değmez bugün de;
rüzgârın haberi yok senden, içim haber veriyor.
Kurtar beni, ey yar —
gölgen ayın çevresinde benim yalnızlığım olsun.
Sen yürüdüğünde dünya susar;
her sustuğunda biraz daha dağılır içimdeki harita.
Sesini duymuyorum yine;
gittiğinden beri en güzel melodi sensin.
Tek bir kelime yetseydi,
o kelimeyle yılları tersine çeker, geri alırdım zamanı.
Güneş herkes için doğar doğudan;
ben seni batıdan beklerim — kaderim baş aşağı yazılmış.
Herkes ileri akarken zamanın içinde,
ben sana doğru alışmışım, sana doğru yerleşmişim.
Yüreğim dertli gezer;
içimde bir eksik adım, bir kırık köprü var.
Sensiz geçen günler takvimden değil ömrümden kopar;
kalbimde sana ayrılmış bir koltuk var, kim oturursa yakışmıyor.
Aramıza ince bir gurur girdi, adı olmayan;
ikinci bir inat susunca kimse kazanmadı.
Sevda yenilmedi — kelimeler yarı yolda kaldı,
nazınla ördüğün duvarlar uzaklığı kıldı.
Sen uzaklığı seçtin, nazını siper ettin;
ben susuşlarında seni okumaya çalıştım, usandım ama vazgeçmedim.
Zaman geçiyor belki; ama içimdeki yerin sabit,
bir sahne gibi bekliyor dönüşünü, boşluğu sen doldururdun.
Belki zıtlıklar tamamlar: biri susmayı öğretir,
biri beklemeyi, biri yanmayı—hepimiz bir parça eksik.
Ve bil ki: seni unutmaya çalışmıyorum;
ansızın dönersin diye yarım hâlimle buradayım, dimdik beklerim.
Kalem, kâğıt ve ben — her gece yolumuz sana çıkar;
adını yazmıyorum, ama her satırda seni çağırırım.
Nazınla anıyorum; adınla soluklanıyorum —
gel, otur bu koltuğa, bırak dünya yine susuz kalsın.
5.0
100% (4)