29
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
407
Okunma
Ben Allah’ın sıfatlarını
varılacak bir menzil sanmadım.
Bir yön bildim kendime:
Esma’ya doğru.
Kitap sayfalarında değil,
insanın omurgasında aradım onları.
Çünkü insan,
en çok eğildiğinde kaybeder adını.
Kâdir dedim önce;
ayağa kalkabilmek için.
Dizlerimin titrediği yerde
bir kudret tuttu beni.
Yıkılmadım.
Çünkü güç,
yüksekte değil
direnende saklıydı.
Sonra Âdil’le yüzleştim.
Kendime adil olmayı öğrenmeden
kimseyi tartamadığımı gördüm.
İçimdeki teraziyi düzeltmeden
dünya hep eğriydi.
Meğer adalet,
önce kalbe borçmuş.
Hakîm ismiyle sustum.
Her sözüm çoğalttı hatamı,
her susuşum
bir kapı araladı içimde.
Hikmet,
acele edenin değil,
bekleyenin payıymış.
Çok kırıldım.
O yüzden Sabûr’u sevdim.
Geceyi bekledim,
cevabı,
kendimi.
Sabır,
acıya katlanmak değilmiş;
acıdan geçerken
dağılmamayı öğrenmekmiş.
Rahmân’ı tanıdım sonra.
Herkesi affedip
kendime en ağır hükmü verdiğim günlerde
anladım:
Merhamet,
insanı ayakta tutan
son bağdır.
Şekûr ile yürüdüm bir süre.
Azı fark ettim:
nefesi,
sabahı,
kırıntıyı.
Şükür,
çok şeye sahip olmak değilmiş;
sahip olduklarını görebilmekmiş.
Derken Hâdî çıktı karşıma.
Yol sandıklarımın
oyalanma olduğunu gösterdi.
Kayboldum.
Ama bu kez bilerek.
Çünkü insan,
bulmak için
önce kaybolmalıydı.
Ve Selâm…
En zor olanı.
İçimdeki gürültüyü susturmak.
Herkesle barıştım belki,
ama kendimle
en son.
Anladım ki
insan-ı kâmil olmak,
kusursuz olmak değil;
kusuruyla Allah’a yürümeyi seçmekmiş.
Omurgam doğruldu.
Başım secdede.
Adım hâlâ eksik.
Ama yönüm belli:
Esma’ya doğru.
ALİ RIZA COŞKUN
© Tüm hakları yazara aittir.
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.