7
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
55
Okunma
İki Haziran’dı...
Günlerdir içimde saklı duran sancılar,
O gün adını koydu kendine.
Biriken ağrılar, büyüyen sessizlik,
Ansızın çöken bir kader gibi durdu karşıma.
Bir telaş düştü evin sessizliğine,
Yollar uzadı, vakit daraldı,
Kendimi yeniden hastane kapısında buldum bir anda.
Bir taş durmuş yoluma,
Bir mikrop sinsice işlemiş böbreğime,
Doktorlar koştu şifanın peşine,
Ben ise sabrın ve duanın izine.
Beyaz önlüklü insanlar geçti yanı başımdan,
Kimi bir teselli bıraktı bakışlarında,
Kimi bir umut serpti sözleriyle,
Ben ise ağrılarla konuştum geceler boyunca.
Takıldı bir stent içimde,
Şifaya açılan ince bir yol diye.
Ama her şifanın bir bedeli varmış meğer,
Acıyı da sabrı da tattım derinden.
Geceler ağır geçti,
Saatler sanki yerinde saydı.
Pencereden baktım gökyüzüne,
Bir kuş olsam dedim, özgürce uçsam.
Dışarıda hayat bütün hızıyla akarken,
Ben dört duvar arasında kaldım.
Meğer yürüyebilmek ne büyük nimetmiş,
Meğer ağrısız bir gün ne büyük saadetmiş.
Bir bardak suyun,
Rahat alınan bir nefesin,
Derin bir uykunun,
Kıymeti burada öğretilirmiş insana.
Hastane koridorlarında gördüm,
Kiminin derdi benimkinden ağır,
Kiminin gözü yaşlı,
Kiminin duası göğe yükselir.
O vakit anladım;
İnsan bazen hastalıkla öğrenirmiş hayatı.
Sağlığın kıymetini,
Sevdiklerinin değerini,
Bir gün daha yaşamanın güzelliğini...
Şimdi her sancı arasında
Bir umut saklıyorum yüreğimde.
Her geçen gün biraz daha yaklaşıyorum
Şifanın aydınlık kapısına.
Ve biliyorum...
Bir gün çıkacağım bu kapılardan.
Güneşe başka bakacağım,
Rüzgârı başka duyacağım,
Toprağın kokusunu,
Çocukların sesini,
Kuşların cıvıltısını
İlk kez duyuyormuş gibi seveceğim.
Çünkü hastane kapısında öğrendim;
Ne servet kalıyor insanın yanında,
Ne makam, ne şöhret, ne de dünya telaşı...
Bir nefes sağlık varsa,
İşte en büyük zenginlik odur.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.