25
Yorum
44
Beğeni
4,9
Puan
306
Okunma

Kaç zemheri geçti, ben hâlâ o eşikte bıraktığın soğuktayım.
Kırılan her hayalin sesini, kendi içime gömmeyi öğrendim;
Senin sustuğun her yerden, ben binlerce vedayı sağırlaştırdım.
Gözlerin diyorum, hangi uçurumun kenarında unuttu ferini?
~~
Yükümüz aşk değil, birbirimize geç kalmışlığın ağırlığıydı;
Dizlerimizin bağını çözen o yorgunlukta, biz kendimizi yitirdik.
Şimdi hangi cümlenin arkasına saklansan, sitemin ele verir seni,
Çünkü insanın yarası en çok sustuğu yerden kanarmış, anladım.
~~
Eski bir takvim yaprağı gibi savrulurken takatimiz tükendi,
Artık ne limanlar kabul eder bizi,
ne de fırtınalar tanır;
Sahi, o kadar kalabalığın içinde,
o kadar gürültüye rağmen,
Bir akşam vakti kendi sesinden ürkmeden durabiliyor musun?
~~
Kendi yalanlarına sığınan bir sürgün gibi uzağındayım artık,
Yüzüne baksam, tanıyamadığım bir yabancının gölgesi düşer.
Hangi rüzgârın kanadına takılıp gittiyse o eski hevesimiz,
Orada kalsın; dönmeye takati olmayan bir yolcu gibiyim.
~~
Avuçlarımızda sakladığımız,
o masumiyet çoktan kirlendi,
Biz hayatı paylaşırken aslında sadece yalnızlığı büyütmüşüz.
Her mektubun sonuna eklediğim o umut kırıntıları var ya;
Hepsini bir fırtına kuytusunda, kendi ellerimle savurdum.
~~
Şimdi hangi şehre gitsen, peşinden gelen bir gölgeyim ben,
Görmesen de hissedersin o iç cebindeki ağır sızıyı.
Biz öyle bir düğüm attık ki bu yarım kalmış hikâyeye,
Çözmeye kalksak ruhumuz, bıraksak ömrümüz ziyan olur.
~~
Yorgun bir saatin tik taklarında arıyorum o kayıp zamanı,
Oysa vakit çoktan durmuş,
Biz sadece akreple yelkovanız.
Birbirine kavuşamayan ama hep aynı merkezin etrafında dönen,
İki bedende hapsolmuş,
tek bir sessizliğin bekçisiyiz.
~~
Zaman her şeyi unutturur dediler, oysa sadece alıştırdı;
Acıya alışmak, ölmekten daha zormuş meğer, bunu öğrendim.
Hangi duanın içinde adın geçse, içimde bir yerler kopuyor,
Sen benim dindiremediğim o en eski, en derin ağrımsın.
~~
Gecenin en siyah yerinde, aynadaki aksine bakarken,
Tanıyor musun o gördüğün kadim ve kederli çehreyi?
Yoksa sen de benim gibi, kendi yüzünde başkasını mı arıyorsun?
Cevabı olmayan bir sorunun içinde, öylece kalakalıyor musun?
~~
Hiç gitmemişsin gibi davranmak, en büyük ihanetti kendimize,
Yaşadıklarımızdan daha ağırdı, taşımaya çalıştığımız hayaller.
Sırtımızdaki bu kamburla yürüdüğümüz her yol bir çıkmaz,
Biz bu fırtınanın içinde, kendi gemisini batıran kaptanlarız.
~~
Şimdi bir kağıda adını yazsam, harfler bile utanır benden,
Sana söyleyecek tek bir kelimem kalmadı, hepsini tükettim.
Sessizlik en büyük cevaptır demiştin bir vakitler,
Bak, şimdi ben o büyük sessizliğin tam ortasında nöbetteyim.
~~
Güneşin doğuşu artık bir müjde değil, sadece yeni bir sızı,
Biten her haziranda, takvimin son yaprağına asılı kaldım.
Yine de sormadan edemiyorum o derin ve uçsuz boşluğa;
Sahi, onca yaşanmışlığın ardından, gerçekten... iyi misin?
Cemre yaman
5.0
97% (30)
1.0
3% (1)