11
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
322
Okunma

Kadim bir sükûtun gölgesinde duruyorum karşında,
Zamanın tozlu raflarına kaldırılmış bir vasiyet gibi.
Söylenmemiş her kelime bir yük artık omuzlarımda,
Gidiyorum, kalbimde taşımadığım bir emanet gibi.
~
Sen, sığ kıyıların güvenli limanlarını özlerken,
Ben ummanların karanlık ve derin sancağıydım;
Kendi fırtınasını kendi içinde sessizce boğan,
Dinmek bilmeyen o kadim ve asil sancıydım.
~
Mağrur bir dağın bulutlara değen o ıssız başıydım,
Eteklerinde rüzgâr eser, zirvemde kar eksilmezdi.
Diz çökmeyen bir hakikatin sarsılmaz taşıydım,
Senin dar kalıpların, benim hacmimi hiç bilmezdi.
~
Emanet bir ömrü, senin sığ dünyana sığdıramadım,
Her mısram bir isyan, her bakışım bir ihtardı.
Gönül köşkümü senin küçük hesaplarına açamadım,
Zira benim göğümde, senin hiç görmediğin yıldızlar vardı.
~
Bir mermer sütun gibi dimdik, mağrur ve soğuk,
Fakat içten içe kaynayan bir volkanın sabrıyla bekledim.
Sesim bazen gür bir nehir, bazen de çok boğuk,
Ben bu sevdayı, kendi yalnızlığımla ilmek ilmek ekledim.
~
Senin ölçün, benim ruhumun ufkunu görmeye yetmedi;
Sen dar kıyılarda oyalanırken, ben enginlere açıldım.
Bendeki bu yangın, senin sularında hiç sönmedi,
Zira ben sönmek için değil, yanmak için seçildim.
~
Çünkü bazı kıymetler, ancak yokluğuyla hissedilen birer boşluktur,
Gidince anlayacaksın kalbinde açılan o dipsiz kuyuyu.
Varlık bazen bir sarhoşluk, yokluk ise tam bir sarhoşluktur,
Bir gün elbet tadacaksın, veda denilen o acı suyu.
~
Kendi göğümden kovulmuş bir yıldız değilim asla,
Sadece yörüngesi senin ufkundan daha geniş bir yolcuyum.
Başımı yaslamam artık, seninle olan o sahte yasla,
Ben kendi menzilimin, kendi hakikatimin yolcusuyum.
~
Kırılan dallarımın hesabını rüzgâra sormuyorum artık,
Zira kökü sağlam olanın, yaprağı dökülse de vakarı bozulmaz.
Üstümdeki bu hırka belki eski, belki de biraz yırtık,
Lakin ruhun asaleti, hiçbir fani kalemle yazılamaz.
~
Sen, kapalı kapıların ardındaki emniyeti seçtin,
Fırtınadan korkan kuşlar gibi, sığındın saçaklara.
Ben ise sonu uçuruma çıksa da o yürüyüşten vazgeçmedim,
Göğüs gerdim bir ömür, o en keskin bıçaklara.
~
Sessizliğim, sanma ki bir yenilgi veya bir kaçış;
Sözün artık kalbinde bir hükmünün kalmayışındandır.
Bu, bir devrin sonu; hüzünlü ama bir o kadar da dik bir bakış,
Ruhumun, senin ellerinden ebediyen kurtuluşundandır.
~
Gidiyorum; arkamda ne bir iz ne de bir gölge bırakarak,
Zira ışığın olduğu yerde gölge, ışığın en büyük zıddıdır.
Bu gidiş, bir mağlubiyet değil;
Asil bir ruhun karanlıktan süzülüşüdür,
Kendi nurunu senin karanlığına kurban etmeyecek kadar ak!
Cemre Yaman
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.