10
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
134
Okunma

Bu satırlar, içimde yıllardır biriken sessiz dağınıklığın ilk yalın hali…
Belki hafızanın unuttuğu, tozlu raflara kaldırdığın anlar olacak aralarında,
Buna hiç şaşırmam, senin hafızan hep işine geldiği gibi çalışırdı.
Sahi, rüzgarlı bir ikindi vakti bana bakarken mırıldandığın yarım cümleleri,
Yüzünde beliren küçücük kırgınlığı hatırlıyor musun mesela?
Ben, söylediğin her şeyin zihnimde fotoğrafını çektim,
Gözlerimle dinledim seni, her tavrını en ince detayına kadar aklıma kazıdım.
Sana daha önce hiç söylemedim ama
Ben bu koca hayatta sadece bir kez gerçekten yenildim.
Sadece bir kez…
Tuzla buz olmuş hayallerini toplayıp yoluna devam edenlere hayranım,
Ben o kadar güçlü olamadım işte.
Yorulduğunun, tükendiğinin uzun zamandır farkındayım.
Tamam, kabul ediyorum, benim de büyük hatalarım oldu bu sevdada;
Duygularımı anlatırken noktalama işaretlerini hep yanlış yerlere koydum,
Hayatın ve aşkın yazılmamış kurallarına hiç uymadım, uyamadım.
Seni bir başkasıyla, hatta bir gölgeyle bile paylaşmak istemeyişim,
Ne yaptıysam, içimdeki sığmayan, taşan sevgimdendi.
Ama bil ki, artık haksızlık etmeyeceğim sana.
Yılların getirdiği ağır yorgunluk gelip göz kapaklarıma yerleşti,
Bazen durup dururken sızlıyorlar, ama geçmiyor.
Öyle derin bir çaresizlik ki bu, zamanı tersine büküp her şeyi baştan yazasım var.
Hayat denen bu kalabalık ve gürültülü handa,
Ben hep sınır çizgilerinin, kapı eşiklerinin dışında kaldım.
Yine de, gerçekleşmeyen tüm güzel duyguların esiri olsam bile,
Seni sevdiğim için tek bir gün, tek bir an pişmanlık duymadım.
Değiştirmeye gücümün yetmediği bu kurgusal dünyada,
Ben en güzel, en dokunulmaz yeri sana ayırdım.
Ama sen gidiyorsun…
Sen gidersen, her bir yanım uçurumlar arasında arafta kalır.
Sen gidersen, evdeki hiçbir nefesin hükmü kalmaz, hiçbir kelimenin anlamı kalmaz.
Nasıl ve ne zaman girdiğimi bilmediğim bu kalpten,
Bugün böyle apar topar, upuzun bir sürgüne nasıl gönderildim, inan hala anlamış değilim.
İnkarla, sitemle örülüyüm baştan aşağıya.
Sen kafanda son noktayı çoktan koymuş olabilirsin,
Ama ben senden sonrasına, derin kimsesizliğe hiç hazırlıklı değildim.
Gitme…
Sensiz yine dilsiz, soğuk duvarlar saracak beni.
Gökyüzünün bütün mavi renkleri siyaha karışacak bir gecede.
Kalbim, kuytu bir kayalığın arkasında unuttuğun kurumuş bir göl gibi kalacak.
Sensizliğin verdiği bu ızdırap, benliğimin en mahrem köprülerini birer birer yıkarken,
Şimdi bütün şehirler silinse haritalardan, takvimler en arsız kışları getirse üzerime,
İçimde koptuğunu bildiğim fırtına bile dursa, sesimi ulaştıracak tek bir patika kalmasa,
Senden kalan darmadağın enkazın ortasında, göğsümde taşıdığım bu ağır taşla,
Şimdi dünya üzerime yıkılsa, inan yerimden bile kıpırdamam.
Cemre Yaman
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.