18
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
276
Okunma

İçimde sana açılan tüm kapıları bir gece yarısı mühürledim,
Artık ne ismin bir anahtar, ne de anıların sığınacak bir liman.
Sen benim en çok ’inanırken’ kaybettiğim o büyük kumardın;
Gidişin bir eksilme değil, içimdeki sahteliğin infazı oldu.
Gözlerin diyorum, binlerce umudu rehin bıraktığım o karanlık,
Şimdi hangi yabancı kentin ışıklarında kendini avutuyor?
Seni beklemek, rayları sökülmüş bir istasyonda tren gözlemekmiş;
Meğer ben, vadesi dolmuş bir aşkın son taksidini kalbimle ödemişim.
Cümlelerim artık dilsiz, suskunluğum ise sana en ağır hüküm,
Ömrümün en faili meçhul yangınıydın, dumanı hala tüten.
Neden uğradın viraneme, neden kuşattın ve neden vurdun?
Meğer sen, başka bir hikâyeye sığamadığın için bana taşmışsın.
Yüreğim artık adını her andığında kendine bir kurşun sıkıyor,
Sesin birer cam kırığı gibi batıyor en derin uykularıma.
Sen benim en güzel ’yanılgımdın’ eskiden,
Şimdi ise en uzağımsın, sakın bir daha dokunma yaralarıma.
Seni sevmek, ucu uçuruma çıkan bir yolda gözü kapalı yürümekmiş,
Kendi celladına aşık olan bir mahkûmun son çığlığı gibi.
Sen gittin ya, pusulalar rotasını, mevsimler rengini kaybetti;
Meğer seni yaşatmak, aslında kendimi azar azar öldürmekmiş.
Hangi hatıraya baksam, senin ustalıkla bıraktığın birer enkaz,
Altı çizili her umut, aslında senin ince ince işlediğin bir yalan.
Ben o güvene ömrümü ipotek etmiştim oysa,
Şimdi hepsi birer toz bulutu, senin o gürültülü talanından kalan.
İçimde gidişinin yarattığı o büyük boşluğu sessizlikle dolduruyorum,
Bir kelime daha edersem, kalbim avuçlarıma dökülecek biliyorum.
Senin o arsız gidişine, asil bir vazgeçiştir bu benimkisi,
Ben bu sevdayı, senden tek bir kırıntı bırakmadan tarihe gömüyorum.
Mevzu kapandı, anlatacak ne bir hikâyem kaldı ne de bir sitemim,
Senden bana miras kalan, bu uçsuz bucaksız kimsesizlik.
İnsan her şeyi unutur da, bir tek o ’elveda’ derkenki soğukluğunu unutmazmış;
O bakışın, bende bıraktığın en müebbet, en yetim his.
Umutlar yorgun, ben yorgunum, yollar benden daha yorgun,
Seni özlemekten değil, seninle eksilmekten bittim artık.
Hangi dalga vursa kıyıma,
Senden bir parça daha koparıp götürüyor,
Kendi içimde verdiğim bu savaşta, yine en çok kendime yenildim.
Bir gün bir yerlerde tesadüfen karşılaşırsak eğer,
Sakın konuşmaya yeltenme, biz o lügati çoktan ateşe verdik.
Biz o büyük masalın en can alıcı yerinde kurşuna dizildik;
Ve o günden beri, her şeyi birer birer, acıta acıta tükettik.
Müebbet bir sessizlik bıraktın bana miras niyetine,
Ne adını anabiliyorum artık, ne de kendi yüzüme bakabiliyorum.
Tek bir ’elveda ’sığdırdın o sığındığım tek limana,
O da vurdu geçti, benim ömrüm boyunca ördüğüm tüm bentlerimi.
Son sözü söylüyorum bu dipsiz ve karanlık mezara,
Nokta koymuyorum, faili sen kal bu sönmeyen acının.
Sen git kendi dünyanda yeni kurbanlar, yeni diller bul;
Ben artık öznesi değilim, senin o kirli ve yarım bırakılmış masalının.
"Cemre Yaman"
5.0
100% (23)