1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma

Tersine döndü şu devranın çarkı,
Koyun belli değil, kurt belli değil.
Kalmadı alimin cahilden farkı,
Mert belli değil de namert belli değil.
Koltukta oturur haysiyet fukarası,
Sırtında hırkası, kirli parası.
Açılmış kapanmaz ahlak yarası,
Dert belli değil de derman belli değil.
Sapıklar partide başkan seçilir,
Haram sofrasında şerbet içilir.
Namuslu insandan vazgeçilir,
Yurt belli değil de gurbet belli değil.
Müdür olmuş liyakatsiz bir arsız,
Yönetim kurulunda bin bir kararsız.
Fikri karanlıktır, zikri yararsız,
Sert belli değil de yumuşak belli değil.
Adalet dağıtan hakkı yiyorsa,
Mazlumun ahına "kader" diyorsa,
Zalim her gün ayrı haram yiyorsa,
Şart belli değil de zaman belli değil.
İmansız kürsüde din dersi verir,
Yalanı duydukça yürekler erir.
Münafık olanlar önde yürür,
Vird belli değil de yalan belli değil.
Ahlaksız olanlar namustan bahseder,
Tertemiz ruhları zulümle hapseder.
Şeref fukarası ömür gasp eder,
Kart belli değil de taze belli değil.
Hırsızın sırtına itibar biner,
Mazlumun ocağı her gece söner.
Yiğidin ışığı erkenden söner,
Farz belli değil de sünnet belli değil.
Zalimin kapısı yardım doludur,
Sanma ki bu yol Hak’kın yoludur.
Dikenle kaplanmış sevda dalıdır,
Gül belli değil de diken belli değil.
Şerefsiz geziyor başı yukarı,
Sanki o kazanmış bütün vakarı.
Dünyayı sarmış bir nefis çıkarı,
Kâr belli değil de zarar belli değil.
Yozlaşmış vicdanlar, çürümüş özler,
Hakkı haykıramaz mühürlü ağızlar.
Hüzünle bakıyor bu yaşlı gözler,
Yol belli değil de yolcu belli değil.
Aşık Turhal der ki; dünya fani mi?
Bu haksız düzenin yok mu sonu mu?
Kime sorsan bilmez kendi yönünü,
Hal belli değil de kelam belli değil.
Hüseyin TURHAL
5.0
100% (2)