6
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
148
Okunma

Dil bağı çözüp yâr olur
Eshâr-ı Zikrullâh ile...
Karanlık yollar nûr olur
Esrâr-ı Zikrullâh ile...
Taş kesilen kalbler erir
Yaş döker, sonra dirilir
Gönül Hâk’ka sefer verir
Esfâr-ı Zikrullâh ile...
Diller ilâhî söyler hep
Saf niyetler bulur sebep
Yüceltir her kulu edep
Efsâr-ı Zikrullâh ile...
Her nefeste ism-i Celîl
Can bulur aşk, olur delîl
Benlik yanar, olmaz zelîl
Ebrâr-ı Zikrullâh ile...
Ehl-i muhabbet cem olur
Halka halka âlem olur
Dönüp duran âdem olur
Eş’âr-ı Zikrullâh ile...
Dünya düşer gözlerden âh
Nefs çözülür, kalkar günâh
Cânda yankılanır İlâh
Ensâr-ı Zikrullâh ile...
Varlıkta yokluk düzülür
Nûr-i Mubîn’in süzülür
Ancak Sana yüz sürülür
İkrâr-ı Zikrullâh ile...
Mâhir kaleme şükrânlarımla:
Aşk oduyla yanar özler
Hakk’ı görür dâim gözler
Ballanır dildeki sözler
Safâ-yı Zikrullâh ile...
Mesut Tütüncüler
Eshâr: Seher vakitleri, seherler.
Esrâr: Gizler, sırlar.
Esfâr: Seferler, yolculuklar, yola gidişler.
Efsâr: Yular.
Ebrâr: Sadık kimseler. Özü sözü doğru olanlar, hamiyetliler.
Eş’âr: Şiirler.
Ensâr: Yardımcılar, koruyucular. Muavinler, müdafiler.
(Hz. Muhammed’e hicret zamanında yardım eden Medineliler.)
İkrâr: Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme.
Tanıma. Benimseme, onama, kabul, tasdik.