20
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
300
Okunma

Sol yanımda faili sen olan bir sızıyla uyandım yine.
Ne zaman başladığını unuttuğum o ağrının,
Biteceği dakikaları sayıyorum artık;
Çünkü bu gidişin bir sonu,
Bu acının bir son kullanma tarihi var.
Sen başkasının gökyüzünde sahte rüzgârlarla kanat çırpadur,
Ben bu şehrin bütün sokaklarını senin adımlarına mühürledim.
Artık geçtiğin yerlerde izim kalmayacak,
Çünkü ben o yolları seninle yürümeyi bekleyen o eski "ben"e kapattım.
Sana dair ne biriktirdiysem, ruhumdan söküp atmanın vakti geldi.
Hani o şeffaf cam fanuslar vardır ya hani
Dışarıdan korunaklı, içeriden tutsak...
İşte öyle gürültüyle,
Tam ortasından patladı bu hayat;
İçimdeki cam kırıklarını artık kimseden saklamıyorum.
Dışarıdan bakıp beni "tam" sananlar, o dökülen parçaları görmüyor.
Ben artık senin sustuğun yerden değil, kendi çığlığımdan doğuyorum.
Sırtımdaki o bıçak izi senin imzanmış meğer;
Geç fark ettim,
İnsanı en derin yerinden en yakını vururmuş.
Ama unuttuğun bir şey var:
Atılan her imzanın altına koca bir çizgi çekilir.
Şimdi o açtığın yarayı bir mühür gibi kapattım kendime.
Artık ne sana bir yer var orada,
ne de bende sana dair bir merhamet;
Hesabını veremeyeceğin
hiçbir sokakta, karşımda durma.
Sakın karşıma geçip de bana "toparlan" deme.
Bu enkazı sen yarattın,
Şimdi harabenin üzerinden nasihat veremezsin.
Ben sadece seninle yürümek istemiştim,
Sen durmayı bile beceremedin;
Şimdi bu mecburi yalnızlık
Benim tek ve en onurlu gerçeğim.
Zaman her şeyi iyileştirir dediler, koca bir yalan söylediler.
Zaman sadece acıyla yaşama sanatını öğretiyor, onu yok etmiyor.
Masadaki o boş fincan artık boğazımı düğümlemiyor;
Sadece içindeki boşluk kadar değerin olduğunu fısıldıyor kulağıma.
Zihnimdeki tüm hatıraları birer birer ateşe atım dün gece,
Sol yanımdaki o keskin boşluğu susturmanın yolunu buldum;
Burası artık rüzgârsız bir deniz değil,
fırtınanın ta kendisi.
Ne bir gemi yanaşabilir artık buraya, ne de bir yabancı el dokunabilir.
Sanki ben bu hikayenin hiç yazılmamış siyahıymışım gibi davrandın.
Görünmez kalmayı seçtiğin o gürültülü dünyanda, sessizce yok oldum.
Ama şimdi kendi derinliğimde, kendi rengimle barışma vaktim;
Senin siyahına inat, ben kendi beyazımda yürüyorum..
Hangi sokaktan geçsen, gölgemi bile bulamayacaksın artık.
Ben o yolları sadece sana değil, sana dair olan her hatıraya kapattım.
Artık özgürsün ama benim içimdeki yerin kapkaranlık bir kuyu;
Düştükçe derinleşen, derinleştikçe unutulan bir boşluksun.
Canın yandığı yerden öğrenirsin ya hayatın gerçek rengini,
Ben de öğrendim; ama bu kez kırılmak için değil, korunmak için.
İçimdeki o ağır ağrı artık senin adını hecelemiyor,
Sadece kendi özgürlüğünün ritminde, usulca dinleniyor.
Boynumdaki o görünmez zinciri kopardım ve ayağımın altına aldım.
Sol yanım artık seninle değil, kendi varlığımla çarpıyor.
Geçmişin üzerine koca bir çizgi, geleceğin altına büyük bir imza attım;
Bundan sonra her adımım,
Senin asla ulaşamayacağın o uzak ufka doğru.
Benden giden senin kaybın,
bende kalan ise benim asıl zaferim.
Cemre Yaman
5.0
100% (22)