1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
142
Okunma
İnsan bazı acıları anlatamaz…
Çünkü kelimeler yetmez, ses titrer, boğaz düğümlenir.
Geceler uzar ama sabahlar iyileştirmez.
Gözyaşı akar, ama içteki yangını söndürmez.
En çok da sessiz acı yakar insanı.
Kimsenin bilmediği, kimsenin görmediği,
“İyiyim” deyip içine gömdüğün acılar…
İşte onlar, insanın kalbini yavaş yavaş çürütür.
Bazı yokluklar vardır;
yanındayken bile eksik hissettirir.
Bazı gidişler vardır;
ardında sadece boşluk değil,
bir ömürlük sızı bırakır.
İnsan alışır derler…
Yalan.
İnsan sadece susmayı öğrenir.
Acıyı gülüşünün arkasına saklamayı,
geceleri kimse duymasın diye
yastığa ağlamayı öğrenir.
Ve zaman geçer…
Ama bazı yaralar kabuk bağlamaz.
Çünkü o yaralar, kalbin en derin yerinden açılmıştır.
İnsan oradan bir kez kırıldı mı,
artık hiçbir sevgi tam olmaz.
İnsan bazen kendine bile yabancılaşır.
Aynaya bakar, tanıyamaz yüzündeki bu yorgunluğu.
Çünkü giden sadece bir insan değildir,
umut gider, güven gider,
birlikte kurulan hayaller de mezar taşsız gömülür.
En ağır acı ne biliyor musun?
Anlatamadığın…
“Canım yanıyor” diyemediğin,
kimseyi üzmemek için içine attığın.
İçine attıkça büyüyen,
büyüdükçe seni sessizce öldüren acı.
Kalbin yorulur bir yerden sonra.
Sevmekten değil,
anlaşılmamaktan yorulur.
“Ben buradayım” diye haykırmak ister ama
sesini duyan olmaz.
Ve insan öğrenir…
Kimse kimseyi gerçekten tutamaz hayatta.
Ne kadar sarılırsan sarıl,
gidenin kalbi gitmeye karar verdiyse
ellerinde sadece boşluk kalır.
Bazı geceler vardır,
dua bile yarım kalır.
Çünkü insan ne isteyeceğini bilemez.
Geri gelsin mi dersin,
yoksa acı artık bitsin mi…
İkisi de aynı kadar can yakar.
Ve sabah olur…
Güneş doğar ama içindeki karanlık gitmez.
İnsan yine ayağa kalkar,
yine “iyim” der,
çünkü bu hayatta en çok
acıya rağmen yaşamayı öğrenenler ayakta kalır.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.