29
Yorum
45
Beğeni
5,0
Puan
487
Okunma
Kaç gündür kalbi yerinde değildi,
elleri bazen kendi sesine bile yabancıydı.
Titreyen bir dua vardı parmak uçlarında,
söylenen sözlerin ardında saklanan
büyük bir çağrı…
Bir seda çağırıyordu onu,
uzak ama tanıdık,
derin ama merhamet dolu.
Gideceği günün telaşı değildi bu sadece,
kavuşacağı aşkın sabırsızlığıydı.
O, sevgiyi bir valize sığdırmaya çalışıyordu,
biraz hasret,
biraz gözyaşı,
çokça teslimiyet…
ve adını anınca kalbinin eğildiği
O Güzel İnsan’ın kokusu.
Mekke’ye gidiyordu,
kül olmak için,
benliğini Kâbe’nin gölgesine bırakmak için.
Medine’ye gidiyordu,
bir selamı yüreğinde büyütüp
Efendimizin huzuruna usulca bırakmak için.
“Gün ola harman ola” dedi içinden,
“Gün ola derman ola…”
Belki de bu yol,
insanın kendine en uzak olduğu anda
Allah’a en yakın olduğu yerdi.
Valizler hazırdı,
ama asıl yük kalpteydi:
özlem,
sevda,
ve kul olmanın en ağır, en güzel hali.
Alacakaranlıkta düştü yola,
bir eşten ayrılıp
bir Peygamber’e kavuşmaya…
bir dünyadan çıkıp
rahmetin eşiğine varmaya…
Gidiyordu…
yanmak için değil sadece,
yanıp yanıp
O’nda kül olmak için.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.