10
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
172
Okunma

__Artık seni anlatmaya yetmiyor bu alfabenin gücü;
Sen gittin ya, her harf kendi içine büküldü.
Söylenemeyen ne varsa dilsiz bir sızıya dönüştü içimde.
Ben artık o koca sessizliğin tam ortasında,
Kendi sesini bile tanıyamayan o kimsesiz kadınım,
Hangi sözcüğü kalbime fısıldasam, ucu sana bilenmiş bir sitem çıkıyor ortaya.
Seni mısralara sığdırıp kurtulurum sanmıştım; meğer sen, yazdıkça kanayan, silindikçe daha çok iz bırakan bir mürekkepmişsin.
Sen benim dermanı veda olan
o en uzun sızımsın artık.
_Cümlelerim,limanı olmayan birer Gözle görünmez bir gemi;
Noktalarım ise hiç tutulmamış yeminlerin sessiz tanığı.
Sen hayatımın en büyük soru işaretiydin.
Sahi, neden geldin, neden sevdin ve neden gittin?
Meğer sen, bir başkasının
şiirinde eksik kalan o öznesiz cümleymişsin sadece.
_Dilim mühürlendi artık "seviyorum" demeye; kelimeler gırtlağıma saplanan birer cam kırığı sanki.
Sen benim vaktiyle en çok tekrarladığım duamdın,
Şimdiyse en derin dilsizliğimsin; içimde kopardığın kıyameti,!!
Sakın dudaklarımdaki bu ölü sessizliğinden sorma.
_Eksik bir alfabeyle veda mektubu yazmaya çalışmak,
Işığı sönmüş bir fenerle karanlık bir denizi aydınlatmak gibiymiş.
Sen gittin ve bütün anlamlar kendini uçurumlardan aşağı bıraktı.
Seni sevmek, aslında kendi kıyılarını bile isteye fırtınaya teslim etmekmiş;
çok geç anladım.
__Hangi sayfayı çevirsem, satır aralarında senin gölgen pusuya yatmış bekliyor.
Altı çizili her cümle, aslında senin ustaca gizlediğin birer cinayetinmiş.
Ben o kelimelere ruhumu üflemiştim oysa; şimdi hepsi senin büyük ihanetinden arta kalan birer harabe sessizliğinde.
__Sessiz harfler biriktiriyorum artık kumbaramda.
Konuşursam, bu sessizliği bozarsam, içimdeki o koca bina üstüme çökecek, biliyorum.
Senin o gürültülü gidişine inat, ben bu aşkı en mağrur sükunetimle,
kalbimden usulca kazıyorum
Nadasa topraklara,
__Alfabe bitti, söyleyecek tek bir hece bile sığmadı bu vedaya.
Senden bana kalan tek miras,
Bu ıssız kimsesizlik,
İnsan her şeyi unuturmuş da,
Bir tek o son bakışın bıraktığı
o "hiçlik" duygusunu unutmazmış.
O bakışın, kalbimde açtığın
En büyük yetimlik çukuruydu benim için.
__Kelimeler yorgun, ben yorgunum, zaman yorgun..
Seni sevmekten değil de, sensizliğin bu kambur yükünü taşımaktan yorgun düştü bu beden,
Hangi harfe tutunsam elimde kalıyor her biri; kendi içimde yarattığım bu tufanda,
Nuh’un bile uğramadığı
O unutulmuş enkazım şimdi.
__Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak eğer, sakın dudaklarını kıpırdatma.
Biz harflerimizi o son vedanın sabahında, celladımıza teslim ettik.
O büyük hikâyenin en güzel yerinde sustuk biz ve o günden beri, her nefesi birbirimizden çalarak tükettik.
_Eksik bir alfabe bıraktın bana giderken; ne seni bir daha yazabilir kalemim, ne de kendimi yeniden okuyabilir yüreğim.
Sadece bir "hoşça kal"
Sığdırabildin o daracık kalbime
oysa o iki kelime, benim tüm barajlarımı, tüm umutlarımı yerle bir edip geçti.
__Aynadaki aksini, bakışlarımla silip atıyorum bu son mısrayla; yüzümde sana dair tek bir gölge, tek bir kırıntı kalsın istemem.
Sen bir uçurumun kıyısında yankılanan o sahipsiz çığlıktın; bense artık o derin boşlukta, yüklemi veda olan öznesiz bir cümleyim.
Cemre yaman
5.0
100% (13)