1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
41
Okunma
GİTME
Bakarsan uçurum, susarsan kıyamet olurum,
Gitme! Adımların şehri yakar, ben içinde kül olurum.
Sen gidersen, bu kentin ışıkları kör bir hançer gibi saplanır bağrıma,
Kaldırımlarda ayak izlerini arar, kimsesiz bir çocuk gibi ağlarım.
Öyle bir gidiş ki bu; gökyüzü yarılır, kuşlar rotasını şaşırır,
Ben bir sokağın başında durur, Azrail’le pazarlığa otururum.
Hangi tren taşır senin ağırlığını, hangi yol bitirir bu hasreti?
Valizine sığdırdığın sadece giysilerin mi sanıyorsun?
Umutlarımı koymuşsun yanına, gülüşlerimi, gençliğimi...
Sırtını döndüğün an, benim için güneş bir daha doğmamaya yemin eder.
Gitme! Çünkü gidişin; bir idam mangasının karşısında son arzusu sorulmamış bir mahkumun sessizliğidir.
"Hoşça kal" deme bana, o kelime zehirli bir ok gibi deler geçer ömrümü.
Sen kapıdan çıkarken, ben bu odanın tavanına asarım hayallerimi.
Ciğerime çektiğim duman bile senin kokunu arar da isyan eder,
Masanın üstünde yarım bıraktığın çay, buz tutmuş bir mezar taşına döner.
Sen gidersen; ben yaşayamam, bu can bu bedene ağır gelir,
Toprak bile kabul etmez beni, hasretin cehennemden daha kor gelir.
Dur! Bir sigara daha yak, bir kahve daha iç, bir kavga daha et benimle...
Yeter ki sesin yankılansın bu boş duvarlarda, sessizlik öldürmesin beni.
Gitmek kolaydır ey yar, zor olan arkada enkaz bırakmadan sönmektir.
Ama bil ki; sen bu kapıdan çıktığın an,
Benim için takvimler durur, nabzım susar, dünya devrilir.
Gidersen, ben bu aşkın faili meçhulü değil, bizzat kurbanı olurum.
Gitme! Çünkü gidersen... Ben ölürüm.
5.0
100% (2)