13
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
363
Okunma

Mürekkebin, ak kağıdı,
Usulca ıslatıp bir ömür anlatması gerekirken her satırda,
Sen neden her defasında
Kendi gözyaşınla boğuyorsun
Bu mahzun ve masum sayfaları?
Yarım kalmış bir hikayenin ağır yüküyle,
Neden hala kanatıyorsun o eski yaraları?
Dursa da zaman yelkovanın ucunda, dönmese de o gidenler bir daha geriye asla,
Sen neden hala kendi içindeki o karanlık labirentlerde dönüp duruyorsun,
Güneş her sabah yeniden doğarken, sen neden hala
Kendi karanlığına mahkum oluyorsun?
Bak, rüzgar bile dindi artık,
Sular duruldu ve bütün kuşlar sustu kendi yuvasında,
Bir tek senin feryadın dinmedi;
Söyle, bu bitmek bilmez kederin en çok kime küstü?
Hangi hatıra seni böyle zincirledi de, Ruhun bu sessizliğe bir türlü alışamadı?
Sessizce kabul et artık bu veda vaktini,
yorma o yorgun düşmüş,
bitap halini,
Kapat artık kapılarını,
Dinlensin sızın; bırak dökülsün avucuna son damlası acının.
Çünkü her bitiş,
Aslında içinde sessizce
Filizlenen yeni bir başlangıcı saklar.
Sende biliyorsun; gerçekten seven gitmez,
Seni böyle bir başına yangınlarda bırakmaz,
Yüreğin kan ağlarken, uykuların haram olmuşken;
Seven insan buna asla razı gelmez.
Neden hala başkasının vurdumduymazlığını,
Kendi kalbine bir borç diye doluyorsun?
Belki sadece gitmek istedi,
belki de gitmek zorundaydı
Bu gerçeği neden görmüyorsun?
Farzet ki bir hayaldi,
Uyandın ve bitti;
Neden hala o rüyanın peşinde
perişan oluyorsun?
Yaşanılması gerekiyordu ve vaktinde bitmesi,
Neden bu eceli bir türlü kabullenmiyorsun?
Ölünün arkasından bu şekilde isyan edercesine,
Ağlamak bile günahken bu fani dünyada,
Sen neyin yasını tutuyorsun hala, Neden her gün kendini bin parçaya bölüp dağıtıyorsun?
Bırak artık gideni kendi yoluna,
Sen kendi yaralı ruhunun sesine kulak ver biraz.
Farzet ki bir yolculuktu,
durakta bitti; bir misafirdi, konakladı ve çekip gitti,
Neden bu kadar sahiplendin emanet olanı,
Neden mülkün sanıp bağlandın o vefasıza?
Vadesi dolan her şey birer birer biter; ne bahar kalıcıdır buralarda ne de hazan.
Zamanın nasırlı elleri elbet,
Bir gün senin de sızlayan tenine şifayla dokunacak,
Ruhundaki o derin izleri silecek,
Seni bu amansız yangından çekip uzağa alacak.
O gün gelene dek sabretmeyi öğrenmeli,
Kendi içine çekilip sessizce beklemelisin.
Yorulmadın mı her sabah aynı hüzne uyanmaktan,
Her gece aynı acıyla uykudan kaçmaktan?
Kır artık o hayal aynasını,
Gerçeklerin o soğuk yüzüyle artık cesurca yüzleşme vaktidir.
Çünkü asıl acı; bitmiş bir sevdayı, Hala yaşıyormuş gibi tek başına ayakta tutmaktır.
Kır kalemini artık, bu hikayede yazılacak tek bir kelime,
Çkilecek tek bir sızı kalmadı,
Gönül hanende yanan o son kandil de,
Bir gece vakti sessizce sönüp gitti uzaklara.
Sen elinden geleni yaptın yüreğim; Şimdi tek onurun,
Bu sessizliği asaletle taşımaktır.
Şimdi çekil köşene,
Kapat kapılarını; dünyaya karşı sağır, kendine karşı dilsiz ol,
Bırak herkes kendi yolunda
Mutlu olsun, sen kendi derin sessizliğinin kucağına dol.
Sus artık yüreğim, bu son veda;
Ne bir sitem bırak arkanda ne de bir yarım hece,
Ölüm kadar kesin bir huzura bürün
Ve kendi içinde ebedi bir uykuya dal bu gece.
Cemre Yaman
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.