5
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
127
Okunma

Ters Yüz
Çiçeklerin ağzını açmadığı sabahlarda,
sana yeni bir ad koydum.
Adını dudaklarımda taşırken,
bir taşın sırtında büyüyen
yosun gibi yalnızdım.
Seni beklerken çaydanlığın sesiyle
uzun uzun konuştum.
Şekeri eriyince sustum.
Kalbimi ocağa koydum,
altını kısık tuttum.
Bir çorba kaşığı yıldızla yemek yedim.
İçimde küçük bir köpek havladı.
Hiç sokağa çıkmamış bir acıyı çağırdı.
Dudaklarımın arasından düşen yokluğun,
bir muz kabuğu gibi
betonun üzerinde kaydı.
Kendime iyi davranmaya çalıştım o gün.
Saçlarımı martılara anlattım.
Öğle vakti parmaklarımı denizin tuzuna batırdım.
Tırnaklarımı da denizin dibine gömdüm.
Kalbimin kabuğunu kazır gibiydim.
Akşamüstü eski fotoğraflarımızı yaktım.
Küllerini rüzgârla içime üfledim.
Rüzgârla tartıştım sonra.
İçimdeki kapılar çarpıp durdu.
Betonun çatlağında yürüyen gölgem,
senin yokluğunu taşırken sarsıldı.
Sen bir gölgenin içinde uyudun.
Benim uykum da
çürümüş bir meyvenin kokusuna benzedi.
Eski bir rüyanın ipliğini parmaklarımla çözdüm.
İçinden sen çıktın.
Ardından çocuk sesine benzeyen
bir sessizlik geldi.
Onu cebime koydum.
Bir mendil gibi buruşturup
gün boyu taşıdım.
Bir çivi çaktım kalbime,
yavaş yavaş bakır renginde terledi.
Gözlerimden aktığını sandım.
Seninle yaşadıklarımızın üzerine
kar yağıyordu hâlâ.
Ben o karın altında
bir çiçeğe su vermeyi unuttum.
Sonra bir aynanın içinden geçtim.
Arkamda kaldı yüzümün eski adresi.
Bir sigaranın dumanında
seni aradım uzun uzun.
Yine gelmedin.
Ben gelmeyenlere şiir yazmayı öğrendim.
16.10.2025 / 13:50
Gökçe KIZILDEMİR
5.0
100% (7)