0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Geçmiş, kalbimin içinde
Sessizce açan bir çiçek gibi durur.
Ne renk sorar,
Ne mevsim…
Sadece açar.
Ve ben her yaklaştığımda
Canım biraz daha yanar.
Dokundukça hatıralar kabarır,
Kokladıkça acı derinleşir.
Bazı anılar gül değildir;
Güzel görünür ama
Eline batar.
Ben yine de koparmadım onları.
Çünkü acıtan her şey
Beni ben yaptı.
Zaman geçti sandım.
Oysa zaman,
Sadece üzerini örttü bazı duyguların.
Gece olunca
Hepsi uyanıyor.
Sesim kısılıyor,
Kalbim konuşuyor.
Ben dinliyorum.
Bir zamanlar sustuğum her şey
Şimdi içimde bağırıyor.
Söylenemeyen cümleler
Göğsümde yankılanıyor.
Kimse duymuyor belki
Ama ben her gece
O yankılarla ayakta kalıyorum.
Geçmiş beni incitti, evet.
Ama beni teslim almadı.
Yıkıldığım yerlerde
Bir şey öğrendim:
İnsan,
En çok yaralandığı yerde
Derinleşiyor.
Ben kırıldım.
Hem de sessizce.
Kimse görmedi.
Alkışsız,
Tanıksız…
Ama oradan
Yeni bir ben çıktı.
Daha suskun,
Daha ağır
Ama daha gerçek…
Artık geçmişle kavga etmiyorum.
Onu içimde bir yere oturttum.
Ne kovuyorum,
Ne kutsuyorum.
Sadece biliyorum:
O çiçek açtıkça canım yanacak.
Ama ben de
Dayanmayı öğrendim.
Çünkü bazı acılar,
Geçmez…
Sadece insanın içinde
Yer değiştirir.
Ve bazı çiçekler,
Kokladıkça yakar
Ama koparılmaz.
Ben geçmişimi,
Kalbimde taşıyorum.
Bir yara gibi değil artık,
Bir iz gibi.
Ve her iz bana şunu hatırlatıyor:
Ben hâlâ buradayım.
Kırıklarım var,
Ama köklerim de.
İşte bu yüzden
Canım yansa da
O çiçeği sökmüyorum.
Çünkü acı da bana ait.
Ve ben,
Kendime ait olan hiçbir şeyi
Artık terk etmiyorum,
Çünkü o, benim gerçekliğim…