0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
335
Okunma
Her pazar sızı düşer içime,
Daralır yüreğim.
Dört duvar arasında hapis olurum,
İrtibatım kesiktir dış dünyayla.
Gözyaşımı silmekle meşgulüm,
Hatıralarımızı andıkça kendimden geçerim.
Asırların yükü var sanki bedenimde,
Hantal hayattan soğumuştum sen olmayınca.
Şimdi dönülmez uzaklardasın,
Nikotinimin dumanında,
Şarabın eskimiş tadında.
Hafiften bir rüzgâr esse de içimde,
Fırtınalar, kasırgalar tutan hıçkırıklarım,
Duyulur mu yaban ellerinde?
Her pazar, kahvemi yudumlarken
Yine kaderimle baş başayım.
Pembe hayallerimin peşinde, ardından koşarım,
Savruk saçlarım dalga dalga.
Dudaklarında hatıralarım ışıl ışıl,
Teninde sıcaklığın alev alev ağustos.
Beyaz kırmızı begonyalar hâlâ balkonunda açar mı?
Aşk koşturur mu evin bir ucundan diğer ucuna?
Anlıyorum suskunluğunu…
Ne olur, öylece kal melek yüzlüm!
Doyasıya cennet endamından öpeyim,
Hayalinle avunayım, gerçeğin gibi.
Bak, demet demet papatyalar getirdim sana,
Susuz, sevgisiz bırakma!
Gönül bahçende ömürlük sakla onları,
Kokumu hatırla, kokladıkça da öp!
Öp ki onlar da benim gibi solmasın…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.