0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
10
Okunma
Anamın elinde nakış nakış,
Köyümüzün siyah beyaz resimlerini gördüm.
Ne güzeldi o günler, o yıllar…
Şimdi babamın eliyle bana yaptığı
Tahta beşiğe bakar bakar ağlarım.
Anam iğneyi batırırken sessizce,
Bir ömür işlerdi bezlere.
Her ilmekte bir dua vardı,
Fark etmeden büyürdük,
Zaman yavaş akardı.
Siyah beyazdı resimler ama,
Hatıralar rengârenkti.
Toprak kokusu,
Tandır dumanı,
Gülüşler gerçekti.
Babam konuşmazdı çok,
Eliyle anlatırdı sevgisini.
Bir çivide sabır,
Bir tahtada umut,
Bir beşikte gelecek vardı.
O beşik sallandıkça,
Ev de sallanırdı sanki.
Duvarlar nefes alır,
Tavan dinlerdi bizi,
Herkes tamdı.
Şimdi o beşik suskun,
Babamın elleri gibi.
Dokununca anlıyorum,
Bazı eşyalar,
İnsandan daha canlı.
Anamın nakışları sandıkta durur,
Zaman dokunamaz onlara.
Her desen bir hatıra,
Her renk bir bekleyiş,
Solmaz.
Köy şimdi sessiz,
Fotoğraflar yaşlanmış.
Ama ben her baktığımda,
Çocukluğum koşar bana,
Yalınayak.
O yıllarda azdı her şey,
Ama yetiyordu.
Bir tas çorba,
Bir bakış,
Birlikti zenginlik.
Babamın yaptığı beşik,
Beni değil,
Hatıraları uyutuyor şimdi.
Salladıkça,
Gözlerim doluyor.
Anamın eli, babamın emeği,
İkisi de geçmişte kaldı.
Ama ben bugün hâlâ,
O evde büyüyorum,
İçimde.
Bazı insanlar gider,
Bazı günler geçer.
Ama bazı beşikler vardır,
İnsanı bir ömür,
Tutmaya devam eder.