18
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
346
Okunma

Seninle olan hikayemiz, yarım kalmış bir kitabın en hüzünlü sayfasıydı.
Okumaya doyamadığım ama sonunu getirmekten korktuğum o sayfa...
Korktuğum başıma geldi, sen kitabı kapattın ve rafa kaldırdın.
Bense o kitabın içinde, iki kelimenin arasına sıkışıp kaldım.
Şimdi hangi şehre gitsem,
Senin olmadığın o yer bana dar geliyor.
Adresler değişiyor, yüzler değişiyor ama içimdeki o kayıp adres değişmiyor.
Nereye baksam senin silüetin, nereye gitsem senin ayak izlerin.
Meğer sen benim coğrafyam olmuşsun,
Bütün haritalarım sana çıkıyor.
İnsan birini bu kadar çok severken nasıl bu kadar uzağına düşer?
Aramızdaki mesafeler kilometrelerle ölçülmüyor artık, kalplerle ölçülüyor.
Senin kalbin benden fersah fersah uzak,
benimki ise hala senin kapında.
Vuruyorum, açmıyorsun; bağırıyorum, duymuyorsun; ölüyorum, görmüyorsun.
Bir gün pişmanlık duyarsan, sakın o eski günlerin hatırına sığınma.
Hatır dediğin, kıymet bilenin yüreğinde bir çiçek gibi açarmış.
Sen o çiçekleri ezdin, o hatıraları birer birer ateşe verdin.
Şimdi küllerin arasında gül arama, orada sadece yanık kokusu var.
Bana verdiğin sözleri birer birer topladım bugün zihnimden.
"Asla gitmem"ler, "hep yanındayım"lar, "ölüm ayırır sadece"ler...
Ne kadar da kolay söylenmiş, ne kadar da ağır gelmiş sonra.
Yalanlar, gerçeğin sırtında taşınan en ağır yükmüş, bugün anladım.
Gecenin bir yarısı uyanıp adını sayıkladığımda, odadaki sessizlik ürkütüyor.
Sanki duvarlar üstüme geliyor, sanki tavan çökecekmiş gibi oluyor.
Sensizlik bir fobiye dönüştü bende, bir nefes darlığına, bir panik atağa.
Sen benim huzurumdun,
şimdi ise en büyük korkumsun.
Aynadaki yabancıya bakıp
bu kim?" diye soruyorum bazen.
Gözlerindeki ışık sönmüş, omuzları çökmüş, ruhu çekilmiş bu kadın kim?
Sen giderken benim içimdeki o hayat dolu çocuğu da öldürmüşsün.
Şimdi bir ölünün yasını tutuyorum, kendi cesedimi taşıyorum omuzlarımda.
Ruhumda sızlayan acı dedikleri, insanın kendi cenazesinde ağlamasıymış meğer.
Ben her gün senin yokluğuna bir fatiha okuyorum, bir mezar kazıyorum.
Ama sen o mezardan her gece yeniden doğuyorsun, her gece yeniden öldürüyorsun.
Bu kısır döngü, benim en büyük cehennemim oldu.
Bazen bir koku geliyor burnuma, tam senin kokun, tam o an...
Etrafıma bakıyorum, kimse yok, sadece rüzgarın oyunu bu biliyorum.
Ama o saniyelik umut bile canımı o kadar yakıyor ki anlatamam.
Umut, acının en sadık dostuymuş; acıyı diri tutmak için varmış.
Keşke biraz daha güçlü olsaydım? keşke "bitti" diyebilseydim ben de.
Ama dilde biten, kalpte bitmiyormuş; sözle giden, özle gitmiyormuş.
Sen benim özüme işlemişsin, damarlarımdaki kan gibi dolaşıyorsun.
Seni söküp atmak, kendi kalbimi yerinden çıkarmak demek.
Hava kararıyor yine, hüzün mesaisi başlıyor kalbimde.
Yine o uzun, o bitmek bilmeyen,
O karanlık geceye teslim oluyorum.
Kalemim titriyor artık,
Kağıda yazacak cümlem kalmadı benim,
Bu şiiri de diğerleri gibi,
Senin ulaşamayacağın bir denizin
dalgalarına emanet ediyorum.!
Gidişin büyük bir enkaz bıraktı soluma,
Kalışın ise bir mucize olurdu artık.
Ama ben mucizelere olan inancımı,
Seninle o son görüşmemizde kaybettim.
Şimdi her şey yerli yerinde,
bir tek sen yoksun
Ve bir tek ben eksiğim.
Sorarsan eğer; hala yaşıyorum ama Artık hiç gün yüzü görmüyorum.
Cemre Yaman
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.