1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Umutsuzluk deme sakın,
Küller soğumadan biter mi ateş;
Kor, sabrın cebinde saklanır
Rüzgârı bekler.
Kalbin daraldığında
Duvar sanırsın ufku;
Oysa göğün fermuarıdır o çizgi,
Yavaşça açılır.
Kırık diye andığın şey
Ayna değil, kabuktur;
Işık içeri girsin diye
Çatlak ister tohum.
Gece uzunsa eğer
Yıldızlar çoğalır;
Karanlık, ışığın prova salonudur.
Yoruldum deme,
Yolun dili eğridir;
Düz gidenler değil,
Kıvrılanlar öğrenir yönü.
Kaybettim sandığın an
Hikmet isim değiştirir;
Elinden düşen taş
Basamağa dönüşür.
Sabır, beklemek değildir;
Zamanın nabzını tutmaktır.
Erken koparılan meyve
Tat nedir bilmez.
Dua sustu sanırsın bazen,
Oysa kelimeler yorulmuştur;
Kalp devralır sözü,
Cevap oradan gelir.
Kapı kapanınca
Boşluk sanma ardını;
Eşiğin dili vardır,
Geçene fısıldar.
Acı, düşman değildir;
Kalbin dürüst tercümanı.
Yanlışsız çeviri yapar,
Saklanmış anlamları.
Bugün yük olan şey
Yarın denge olur;
Başak eğildikçe
Rüzgâr dost kesilir.
Unutma,
Umut terk etmez seni;
Yalnızca şekil değiştirir,
Yerini öğretmek için.
O yüzden Lâ ye’s
Yani umutsuz olma;
Bu hâl geçici bir derstir,
Sende kalıcı olan ışık...
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(9 Ocak 2026)
5.0
100% (1)