1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
89
Okunma
Rüzgâr taşır eski sesleri dağlardan,
Bir tel titrer karanlığın bağrından,
Döner dünya görünmez bir çemberde,
Uyanır isimler toprak altında…
Gel…
Geceyi yaktım kül rüzgârına,
Ay sustu, sır düştü su yollarına,
Bir eski dua yürür damarlarımda,
Adını fısıldar taşlar sabaha.
Gel ey gönül, kır zincirini,
Savur göğe içindeki denizi,
Dönsün dünya, dönsün içimiz,
Aşkla yanar insanın gizlisi.
Toprağın kalbinde uyur kıvılcım,
Bir nefes dokunsa olur yıldırım,
Ben kendime gurbet, sana yolcuyum,
Her adımda çoğalır içimde yarım.
Gel ey gönül, kır zincirini,
Savur göğe içindeki denizi,
Dönsün dünya, dönsün içimiz,
Aşkla yanar insanın gizlisi.
Rüzgârın dilinde eski bir haber,
Dağlar secde eder, susar şehirler,
Bir damla hakikat düşse kalbime,
Bin ömür yetmezdi seni sevmeye.
Bir an durur zamanın nabzı,
Taşlar yürür içimde gizli gizli,
Ben kimim, hangi çağdan düşmüşüm,
Aynada çoğalır yüzüm sessizce...
Rüzgâr döner, adımı unuturum,
Bir yankı olur kendi iç yolculuğum,
Ne başlangıç kalır ne de son
Sadece titreşim... sadece sonsuzluk...
Gel ey gönül, kır zincirini,
Savur göğe içindeki denizi,
Dönsün dünya, dönsün içimiz,
Aşkla yanar insanın gizlisi.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(17 Nisan 2026)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.