1
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
97
Okunma
Rahmet, yüksek sesle çağırmaz insanı;
O, daha çok kalbin içine düşen
İnce bir sızı gibi haber verir kendini,
Duyan için bu sızı bir davettir.
İnsan çoğu zaman
Başına geleni ceza sanır;
Oysa bazı ağırlıklar
Yalnızca yönünü değiştirmek içindir,
Rahmet böyle gizlenir.
Rahmetin çağrısı
Kapıyı kırarak gelmez;
Bekler,
Kalbin müsait olmasını ister,
Çünkü zorla girilen yerde kalıcı olmaz.
Düştüğün an
Yerin seni ezdiğini sanma;
Toprak bazen
Sarılmak için alır bağrına,
Tohum bunu bilir.
Allah rahmetiyle
Acele etmez;
Kul olgunlaşmadan verilen nimet
Emanetini tanımaz,
Sonra kaybolur.
Her gecikme bir red değildir,
Her sessizlik bir uzaklık değil;
Rahmet,
İnsanın anlayacağı dile inene kadar
Beklemeyi seçer.
Sen kapandığını sandığın yolda
Hala nefes alıyorsan
Bil ki çağrı sürüyordur;
Rahmet vazgeçmez,
Kul vazgeçene kadar.
Acı, rahmetin sert yüzü değildir;
Yumuşaklığın derine ulaşma biçimidir,
Yüzeyden içeri
Başka türlü geçemez.
Rahmet çağırdığında
Kalp daralır önce;
Çünkü genişleyecek yer
Henüz hazırlanıyordur.
İnsan “dayanamıyorum” dediği yerde
Aslında dönüşür;
Rahmet en çok
İtirazın tükendiği anda görünür.
Her şey sustuğunda
İçinde bir ses kalıyorsa,
İşte o
Rahmetin çağrısıdır,
Hala yoldasın demektir.
Kul zanneder ki
Rahmet uzaktadır;
Oysa rahmet,
Kulun “ben bittim” dediği yerde
Çoktan başlamıştır.
O yüzden üzülme,
Çağrı sana gelmiştir;
Gecikme sandığın şey
Rahmetin,
Adımlarını sana uydurmasıdır.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(8 Ocak 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.