1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
37
Okunma
Demir uyumaz gece altında
Bozkır hâlâ at nefesi saklar,
Bir sancak düşerse göğe,
Bin yetim yıldız kanar...
Ay vurdu paslı zırhıma bu gece,
Göğsümde kurt dişinden oyulmuş bir dua.
Ben; susarak yürüyen son akıncıyım,
Kaburgamda saklı bir otağ yanar hâlâ...
Toprak beni ismimle çağırmadı hiç,
“Kefensiz evlat” dedi yalnızca...
Bir Alperen geçti içimin kıyısından,
Avuçlarında kutsi bir kıyam taşıyarak.
Kılıç değil artık elimdeki şey;
Şehit düşmüş bir ezanın gölgesi
Ve her secdede biraz daha büyüyor
Anadolu’nun yetim ateşi...
Ey kızıl töz!
Kanımdaki unutulmuş devlet!
Bir yanım Arnavutluk rüzgârı,
Bir yanım Kudüs’te yarım kalmış cennet...
Ey son nefes Mehmetçiğim!
Göğe sür atını!
Çünkü ölmek değil bu,
Türkünün yıldızlara yazılmasıdır adı...
Bir gece Alparslan girdi düşlerime,
Atının gözlerinde karla karışık dua vardı
Dedi ki:
“Toprak bazen ana olmaz evlat,
Bazen şehidin omzunda taşınan vatandır...”
Sonra uzaklardan bir sur kapısı açıldı,
İçinden Fatih Sultan Mehmet geçti sessizce.
Bir elinde çağ kapanıyordu,
Diğerinde yetim bir ümmetin kalbi...
Ben o an anladım;
Bayrak kumaş değildir yalnızca...
Bazı sancaklar,
Allah’a kaldırılmış suskun bir yemin gibidir...
Kara yel iniyor Tanrı Dağları’ndan,
Kurt uluyor şehit taşlarına
Ve gök, demir kokuyor...
Bir çocuk uyuyor sınır boylarında;
Üstü kar,
Altı vatan...
Ey kızıl töz!
Çağların küllenmeyen ordusu!
Biz ölmedik,
Sadece toprağın kalbine gömüldük...
Ey hilâl gözlü Anadolu!
Adını kanla değil,
Sadakatle yazdık zamana...
Ve eğer bir gün,
Son Mehmetçik düşerse toprağa;
Bil ki gökyüzünde
Yeni bir devlet kurulacaktır...
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(27 Mayıs 2026)
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.