1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma

Yükseklerde bir liman sessiz,
Demir atmış bulutlara yelkenler.
Kayalıkların arasında sığınak,
Fırtınaların ortasında sükûnet.
Dağ limanı, gökyüzüne açılan,
Gemisi olmayan bir denizciye ait.
Yalnız kartallar süzülür üstünde,
Rüzgârın ezgisi dolar kayalara.
Burada zaman uçurumlara asılı,
Sisler içinde kaybolur dün ve yarın.
Zirveler, dalgaların dondurulmuş hali,
Çığ sesi, denizin göğe vuran köpüğü.
Liman bekçisi ay ışığı,
Feneri yıldızlar olan bir sığınak.
Çınlayan çan değil, yankılanan bir inilti,
Kayadan kayaya çarpıp duran.
Demir atma yeri yok, çapa tutunmaz bu toprak,
Sadece kök salmış çamlar var kayalıklarda.
Gemiler gelmez, giden olmaz,
Sadece rüzgârın yolcuları uğrar ara sıra.
Bazen bir bulut yanaşır yamacına,
Bırakır nemini, alır hayalini.
Dağ limanı, hiç varılmamış diyarların,
Hep özlenen, hiç ulaşılmayan.
Ve ben, bu limanda demirli,
Denizi gökyüzünde arayan.
Yelkenlerim yırtık, pusulam karışık,
Limanın kendisi yolculuk olmuş.
Burada her şey tersine akar,
Sular yukarı, yıldızlar aşağı.
Dağ limanı, yalnızlığın sığınaklığı,
Göğün dalgalarında sallanan.
5.0
100% (4)