2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma
Gidenler hep bir sessizlik bırakır ardında,
Eşyaların arasında yarım kalmış bir türkü.
Bir fincanın kenarında iz gibi durur,
Unutulmuş bir söz gibi, hece hece bükülü.
Gözlerin vedalara alışmaz,
Ne kadar beklese de yolları.
Kalanlar hep bir bedel gibi ömrü taşır,
Ağırlaşan zamanı, artan ağrıyı.
Gidenin ardından bakakalır insan,
Yağmurun ardından bakar gibi boşluğa.
Islanır yüreğinin en gizli yanı,
Boynu bükük bir çiçek gibi kuru toprağa.
Giden gider, kalan gönüldür inleyen,
Her el sallayışta bir yara büyür.
Belki bir gün döner diye beklemek,
İnsanı insan eden en eski türküdür.
Giden bir gemi misalidir uzaklaşan,
Geriye suda titreyen bir ışık kalır.
Kıyıya vuran her dalgada sorar insan,
Hasretin ufku bu kadar mı dardır?
Gidenlerin izi silinmez topraktan,
Ne yağmur ne rüzgâr unutturur onu.
Bazen bir kokuda bulursun ansızın,
Bazen bir şarkının yarım kalan notası.
Zaman mı geçer, yoksa biz mi geçeriz?
Gidenler hep bir baharı götürür yanında.
Kalanlar yaprak döker sessizce,
En derin yara, en yakın olanda.
Gidenler bir sır gibi fısıldar arkandan:
"Unutma, dönüşler de vardır ansızın."
Ama en acısı, en suskun olanı,
Gidenle kalan arasındaki o yarım sözdür, yarım sazdır.
Ve her veda, bir başlangıçtır aslında,
Giden bilmez, kalan anlar bunu yıllar sonra.
Gidenler gider ama bir parçan hep ondadır,
Bu yüzden her yeni gün, biraz daha gecedir gidenin ardında.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.