0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
Uyan diyorum kendime,
gecenin en dilsiz yerinde,
boş bir kadeh gibi çatlamış ağzımı
bir şeyle doldurmak için değil,
unutmayı hatırlamak için.
Sevmenin kolay bir yol haritası var sanmıştım,
oysa ayaklarım taşlı sokaklara alışkın değilmiş,
her adımda içime batan
başkasına ait bir kader varmış.
Rüzgârdan rica ettim,
uyuyan bir saçın kıyısından geçsin diye,
kokusunu değil
yokluğunu getirdi.
İçimde bir yer kanamayı öğrendi,
susarak.
Gözyaşı değil bu,
kalbin yanlış yerinden sızan
koyu bir hatıra.
Bir ses var arka sokaklarda,
bana akıl vermiyor,
sadece diyor ki:
“Bazı dualar temizlenmez,
ancak lekelenir.”
Yol bilen herkes bilir bunu,
geceyi aşanlar
bir yerde mutlaka durup
yükünü yeniden bağlar.
Nereye yaslanacağımı bilemediğim saatlerde
uzaktan çanlar çalıyor,
gidenlerin arkasından değil,
kalanların içinden.
Kalbim diyor ki:
Durmak yok.
Ağırlık seni tanımlıyor.
Deniz kabarık,
karanlık lafını esirgemiyor,
dönüp bakan yok,
kıyıya varanların yükü hafif çünkü.
Ben sesimi suya verdim,
kimse duymadı,
belki de duymak istemediler.
Kendimi aradım yıllarca,
bulduğum şey
üstüme yakışmayan bir isim oldu.
Her ağızda başka bir kahkaha,
her kahkahada bana ait
fazladan bir kırıntı.
Üzerime örtecek ne bulsam
içimden düşüyor.
Ve kendime sesleniyorum şimdi,
kavgadan yorulmuş bir adam gibi:
Bir gün gerçekten istediğin şeye dokunursan,
gerisini masanın üstünde bırak,
dünyayı da.
Çünkü bazı mutluluklar
yalnız taşınır.
5.0
100% (2)