8
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
187
Okunma

~~
İçimdeki cam kırıklarını süpüremedim bir türlü,
Hangi yara bandı tutar ki bu derin kesikleri?
Bastığım her yer kanıyor, dokunduğum her hayal paramparça.
Sen giderken sadece kapıyı kapatmadın arkandan;
İçimdeki bütün ışıkları, bütün umutları da söküp aldın.
~~
Bazen bir şarkı çalıyor, tam da bizim sevdiğimiz türden.
Sanki nota değil de, o eski yarayı deşen birer neşter.
Sözler senin ağzından dökülüyor gibi, melodi senin kokun.
Müziği kapatıyorum ama o sızı bandın altından hiç susmuyor.
~~
Sana dair ne varsa bir kutuya koyup kaldırmak istedim,
Üstünü sıkıca bantlayıp hafızamdan kazımak...
Ama gördüm ki, ben zaten senin içinde mahpus kalmışım.
Hangi bant kapatır ki bu kadar kederi, hangi çekmece saklar?
~~
Yüzümdeki çizgilerde senin imzan var artık,
Zamanın değil, senin gidişinin bıraktığı dikiş izleri.
Gözlerimin altındaki o karanlık halkalar, sana uyanamadığım gecelerin mirası.
Yaşlanmak değil bu, sadece senden sonra günden güne kan kaybetmek.
~~
Bana "unut" dediler, sanki unutmak bir bandı söküp atmakmış gibi.
Sanki sen kalbimde bir misafirmişsin de, vadesi dolunca gidecekmişsin.
Oysa sen benim köklerimdin, damarlarımda akan kanımdın.
Şimdi köksüz bir ağaç gibi devrildim, açıkta kaldı bütün yaralarım.
~~
Acı çekmek de bir sanatmış aslında, ben bunu seninle öğrendim.
Her gün aynı sızıyla uyanıp, kanayan yerlerimi gizlemeye çalışmak...
İnsanlara gülümserken içindeki o derin yarayı saklamak,
En büyük dram buymuş; düşerken bile kimseye tutunmamak.
~~
Gidişinin bir sebebi vardı elbet, ama kalışımın bir anlamı kalmadı.
Boş koltuklara bakıp seninle konuşuyorum geceleri.
Cevap vermeyeceğini bile bile anlatıyorum her şeyi.
Delilik değil bu, sadece yaranın en çıplak, en dürüst hali.
~~
Dışarıda yağmur yağıyor, gökyüzü de benim gibi ağlıyor sanki.
Toprak kokusu eskiden huzur verirdi, şimdi sadece mezar hatırlatıyor.
Ölen bir aşkın üstünü hangi toprak, hangi bant örter?
Ben hem o yarayı açanım bu aşkta, hem de hiç iyileşmeyecek olanı.
~~
Bir gün bir yerde karşılaşırsak sakın bakma yüzüme.
Çünkü gözlerim, o dikiş tutmaz yerlerimi haykıracaktır.
Bir bakış bazen bin bıçak darbesinden daha çok yaralarmış.
Ben zaten bereliyim, bir de senin bakışınla yeniden parçalanmak istemiyorum.
~~
Hala yastığının bir kenarında kokun duruyor gibi geliyor.
Geceleri o tarafa dönmemeye çalışıyorum, canım çok yanıyor.
Yatağın o tarafı artık bir uçurum, düştükçe bitmeyen bir boşluk.
Uykular haram oldu, rüyalar ise seninle dolu birer kabus.
~~
Kırgın değilim sana, kızgın da değilim aslında.
Sadece çok yorgunum; seni özlemekten ve bu yarayı sarmaya çalışmaktan.
Bunca acının arasında hala seninle iyileşmeyi bekliyor olmak...
İşte bu benim en büyük yenilgim, en derin dramım.
~~
Şimdi bu sayfayı da çeviriyorum, ama kan lekesi diğer tarafa da geçiyor.
Sen başka kitapların kahramanı olsan da, ben hep bu yarım kalmışlıkta duracağım.
Adın dilimde bir yara, izin kalbimde asla kapanmayacak bir kara.
Güle güle ey sızımın tek sahibi, güle güle gidişine kurban olduğum.
Cemre Yaman
5.0
100% (11)