13
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
334
Okunma

Adını sen koy şu derbeder halimin,
İster meczup de ister akıl fukarası.
Rastgele bir kelime savurmadım gönül dergahına,
Her harfi ömrümün en derin yarası.
— ☙ —
Şehir bütün gürültüsüyle üstüme yıkılırken,
Ben senin o keskin sessizliğine sığındım,
Kuytu köşelerde adını sayıkladım, her yankıda kendi sesimin kimsesizliğinden utandım.
Bir isim ver bu bitmeyen,
Bu hiçbir yere varmayan,
Bu yolları sana çıkmayan bekleyişe,
Ben her gece bu karanlık dehlizlerde senin hayalinle yandım, seninle uyandım.
— ☙ —
Toprak bile kabul etmiyor artık içimde büyüttüğüm bu dilsiz ve bu ağır kederi,
Hangi yöne baksam yüzünün o görünmez, o her yeri yakan yakıcı gölgesi.
Ömrümü bir mendil gibi serdim yollarına, belki bir kez fark edip basarsın diye,
Sustukça devleşiyor içimde bu sahipsiz feryadın o boğucu ve o dumanlı sesi.
— ☙ —
İster "hezeyan" de bu yanışıma, istersen "bir delinin uykusuz son rüyası",
Ben aklımı senin o en uzak gülüşünde, bir uçurumun tam kenarında bıraktım.
Hangi duaya el açsam ucu sana dokunuyor, ucu hep sende bitiyor bu yolun,
Ben bütün gemilerimi daha hiçbir limana varmadan, kendi ellerimle yaktım.
— ☙ —
Meczup dedin ya; haklıydın aslında, kim böyle bir enkazın içinden yeni bir can çıkarır?
Hangi akıl sahibi, sadece bir gölgenin peşinde bunca yıl yorulur, bunca yıl kahrolur?
Dergahımın duvarları senin o en ağır sustuğun yerden çatladı birer birer,
Şimdi hangi rüzgar esse, tozu dumanı gelir tam kalbimin en orta yerine oturur.
— ☙ —
Kelimelerim rastgele değil, her biri bir vedanın ilmek ilmek işlenmiş o soğuk izi,
Her harfin altında bir ömrün dökülman yaprakları, birer birer sönen ışıkları var.
Seninle başlayan bu masalın bende kalan tek mirası bu hiç dinmeyen ince sızı,
Söyle, hangi mevsim bu kadar soğuk olabilir, hangi kış bu kadar dar ve bu kadar zor?
— ☙ —
Hangi sıfatı layık görürsen, onu bir mühür gibi basarım bu yorgun ve terli alnıma,
Yeter ki bir kelam et, dokunsun nefesin şu dilsiz, şu buz tutmuş, şu ıssız yanıma.
Ben senin kapında beklemeyi, bir ömürlük en büyük ibadet saydım kendime,
Artık karışsın o uzak sesin, kimsenin bilmediği o en mahrem, o en kuytu anlarıma.
— ☙ —
On dört koca kış geçti, ben hâlâ o ilk karşılaştığımız o dar ve o tozlu sokaktayım,
Ne bir adım ileri gidebildim, ne de senin o ulaşılamaz hayalinden bir milim uzaktayım.
Bir gölge gibi peşindeyim, aslında ben çoktan senin o büyük yokluğunda tutsağım,
Varlığınla nefes alan, yokluğunla her gün biraz daha derinlere batan bir topraktayım.
— ☙ —
Bakışların bir yangın başlatır en derinlerimde, dudağında hep o yarım kalmış veda,
Senin sustuğun her boşluk bende başlar, ucu bucağı olmayan bitmez bir nida.
Hangi yana dönsem senin izin, hangi yola girsem sonu gelmeyen karanlık bir bilmece,
Çözülmüyor bu düğüm, artıyor bu ağır kederin yükü her sabah ve her dertli gece.
— ☙ —
Sıfatlar senin olsun artık, bana sadece o en sahici, o en yalın, o en saf halini bırak,
Maskelerden usandım, yalan gülüşlerden, sahte tesellilerden çoktan yoruldum.
Eğer bir gün dönecek olursan o yıktığın, o viran ettiğin o eski ve yorgun yerimize,
Bil ki ben hala bıraktığın o yangının tam ortasında, dumanlar içinde duruldum.
— ☙ —
Hükmü sen ver artık, kalemi o narin ellerinle hiç acımadan tam orta yerinden kır at,
İstersen sessizce git bu diyardan, istersen yüzüme bin kez en derin nefretle haykır.
Zaten bu hayat baştan sona seninle başlayıp sende biten koca bir vuslat,
Bırak bu dilsiz feryadım, senin o kuyu kadar derin sessizliğinde yankılansın ağır ağır.
— ☙ —
Bir meczubun son duası gibi bıraktım tüm varlığımı senin o hırçın ve o uzak avucuna,
Varmak nasip olur mu bilmem, bu bitmek bilmeyen bu yorgun yolun en son ucuna?
Ben her şeyimi feda ettim senin o tek bir bakışının sönmeyen, o yakıcı ışığına,
Şimdi hangi suçun mührünü basarsan bas, razıyım bu dilsizliğin o en ağır suçuna.
— ☙ —
Rastgele bir sızı değil bu, iliklerime kadar işleyen o kadim ve o köklü ağrının adı,
Bir ömürlük imza gibi taşıyorum ruhumda senden kalan o keskin, buruk tadı.
Kime anlatsam bu yarayı, herkes bir teşhis koydu, herkes başka bir isim aradı,
Oysa bu yangının tek bir harfi var, Senin kalbimde bıraktığın eşsiz feryadı.
— ☙ —
Öyle bir sessizlik ki bu,
Sanki bütün dünya sustu da
Bir tek içim avaz avaz konuşuyor,
Sırtımdaki bu isimsiz yük, Dermanı olmayan o en eski,
O”en derin yaraya dönüşüyor.
Senin o tek bir harfin için,
Ben koca bir ömrü
Bu dergahta kül edip tükettim;
Şimdi bu küllerin, bu yarım kalmış sızının,
Bu duyulmayan dilsiz feryadın;
Adını sen koy.
Cemre yaman
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.