8
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
424
Okunma

1. DOĞUM ANLATISI
Karanlığın en koyu anında doğdun ey nur,
Cümleler kifayetsiz, edilemez tasavvur.
Safa’nın yakınında bir evde mucizeyle,
Nasıl açıklanır ki olan birkaç dizeyle?
Benzeri bulunmayan yıldız çıktı semadan,
On dört burç yeksan oldu Medain Kisra’dan.
Kandille kutlandı gök ey Resul-i Kibriya,
Tebessüm eden kamer kıskandı seni ziya.
O gece yere battı lahuti Sava Gölü,
Bir başka koku saçtı bahçelerin al gülü.
Yine o gece söndü Mecusi’nin ateşi,
File söz geçiremez Kâbe’nin tebelleşi.
Huşu ile titredi eserken sabah yeli,
Çığlığıyla boğuldu akan kötülük seli.
Sevindi busesini akıtarak bulutlar,
Senin ile doğmuştu daha nice umutlar.
Değişik çok mucize seninle vuku buldu,
Riyanın kanatları sen doğunca kavruldu.
Bir annenin en güzel hayaliydin ey nebi,
Senin ile öğrendi naçiz kullar edebi.
2. MUCİZELER / CAHİLİYE TABLOSU
Pembe bedeni saran kundağın olmalıydım,
Sebebine kesilen adağın olmalıydım,
Damla damla içsen de bardağın olmalıydım;
Anlatmaya yetmezsin, zira cümleler noksan...
Kim bilirdi yağmurun geldiğini Rahman’dan?
Kurtarmıştın Ademi azad edip zindandan.
Zindan ki nefsi hayat, zindan ki fani dünya,
Gardiyanı zulümden, zindan ki cani dünya.
Zindan ki duvarları riya ile örülmüş,
Sahte bahar üreten rüya bile görülmüş.
Zaman alev topuymuş, dokunanı yakarmış,
İnsanlar tanrı diye heykellere bakarmış.
Yalnız şehitler değil, yürekler de çöl olmuş,
Ahlaksızlık kirinden yüzlerin nuru solmuş.
Akıllar sakatlanmış, edep haya atlanmış,
Öyle bir devirmiş ki kötülükler katlanmış.
İnsanların çoğunda kalmamış ki hiç hasep,
Ahlaksızlık yüzünden bilinmiyordu nesep.
İnsanlar yaptıkları putlara tapıyordu,
İman adı altında saptıkça sapıyordu.
3. RİSALET VE MÜCADELE
Nice eziyet gördün, yılmak nedir bilmedin,
Kerametine rağmen kabul de edilmedin.
Etrafında birleşti inanan sahabeler,
Gömülmekten kurtuldu yaşayan kız bebeler.
Senin bir nazarınla ay ikiye bölündü,
Nurundan pay alan da yürüdüğün çölündü.
Her varlık savaşında yokluktan geçilirdi,
Gerekirse şehadet şerbeti içilirdi.
Sen geldin ya Muhammed, dünya büründü nura,
Gelişinin ardından el uğradı dumura.
Ahlakınla tavrınla yer vermedin gurura,
Savaşarak olsa da duruldu yıkan tufan.
Tebliğ etmek çok zordu Allah’ın kanununu,
Düzeltmek ne mümkündü çöllerin mecnununu.
Cemiyet öyle hale olmuştu ki giriftar,
Doğru yolu bulmuştu senin ile bir miktar.
Sen geldin, ışık geldi karanlık bir zamana;
Bin bir iblis yağardı yaşanılan her ana.
Sallallahu aleyhi ve sellem, son nebimiz,
İki cihan serveri, imana sebebimiz.
İnsanların ruhunu uçurumdan döndürdün,
Gaddarlık ateşini bir nefesle söndürdün.
Ezelden müjdeliydi var olan asaletin,
Pençesinden kurtardın kulları dalaletin.
Sen en güzel huyları içinde taşıyordun,
Adildin ve emindin, her şerri aşıyordun.
Haktan perdeyle indin, nurun yakardı arzı,
Sen olmasan ey nebi, kim öğrenirdi farzı?
Zulmün ve cehaletin arşı aştığı zaman,
Azınlıkta iyinin sabrı taştığı zaman,
İnsanın birbiriyle hep savaştığı zaman,
Gönderdi bizim için kurban olduğum Rahman.
Sensin ya Resulallah, İslam’ın meşalesi,
Sensin ya Habibullah, imanın tek halesi.
Sensin Resul-i Ekrem, duyuran hak sözünü,
Sensin bize ey nesip, hayran eden sözünü.
Tek sensin ey mükteda, sünnetine uyulan,
Yine sensin ey nasıf, yıllar sonra duyulan.
Sensin en son peygamber, sen Allah’ın habibi,
Sensin bize sevdiren helal olan nasibi.
Her halini, tavrını anlatmak mümkün değil;
Hadislerden öğrendik, bu günler o gün değil.
Sen ey zakir, ey zakit, senin ile büyüdük,
Sen ey tayyip, ey şakir, sayende bitti güçlük.
4. HİTAP VE YAKARIŞ
Sevdik seni Sadullah, bizleri komşun eyle,
Duan olsun bizleri kurtarmaya vesile.
Sen rahimsin, sen razı, müminini seversin,
Topla sancak altına, onlar cennete ersin.
Ey Yasin! Senin için okunurken her Yasin,
Bin bir melek iletir, bizi duyarsın kesin.
Ya Hazreti Muhammed, canımız içre cansın,
Ya Hazreti Muhammed, ruh isminle canlansın.
Okşayarak geçerdim atılan taş olsaydım,
Ölmeye de razıydım, ezilen baş olsaydım.
Zeytin hurma ekmekle sofranda aş olsaydım;
Susarım, anlatamam, sana yetmiyor lisan...
Selam sana son nebi; rahmeti Rahman olan.
Selam sana son nebi; sözleri ferman olan.
Selam sana son nebi; bakışı derman olan.
Selam sana son nebi; hakka tercüman olan.
5. DUA VE KAPANIŞ
Ben bende eriyeyim, yüreğime müjde ver;
Düşüme gir bir gece, belki hicranım geçer.
En yalnız zamanını yaşıyorum kederin,
Kelepçesinden kurtar içimdeki ejderin.
Yalvarıyoruz sana gözümüzde yaşlarla,
Göğsümüzün üstünde bizi ezen taşlarla.
Daha iyi tanıdık akıp giden yaşlarla;
Şefaat et ahrette, aman efendim, aman...
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.