2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
287
Okunma
Dışarıda hayat akıyor, bende her yer is, her yer duman...
İçimdeki şehrin ne ışıkları söndü ne de karanlığına bir el uzandı.
Öyle bir gidiş ki bu, öyle bir çekiliş...
Karanlık bile benden korkup daha derin bir karanlığa sığındı.
Yırtıcı kuşlar sofrasını kurmuş ruhuma,..
Bana her gün o ağır leş kokusu, bana her gün o bayat kan öyküsü...
Bedenime üşüşen şu arsız sineklerin hırsı bitmedi,
Benim kendimi yerden yere çalmalarım bitmedi!
Bir şiire sığınıyorum, dönüp dolaşıp başarısızlığıma sarılıyorum,
Yüzümdeki o sevimsiz pozun kahrını ben değil, beni sevenler çekiyor.
Göz bebeklerimde tam o meşhur saat: İntihar saati!
Bir adım atsam uçurum, bir adım geri dursam kaderin o kör bıçağı...
Kendi asrımın eskisiyim artık, yıllarım dökülüyor avuçlarımdan,
Göğüs kafesimde nefes değil, bir yangın yükseliyor her seste!
Ve sen... Hayalimin ucu, imkansızın dibi!
Seni sevmeye ihtimaller büyütüyorum o izbe köşelerimde.
Ama biliyorum; bu bir aşk değil, bu bir kendiyle hesaplaşma.
Kendi savaşında en çok yarayı kendi kalbinden alan,
Mağlubiyeti yorgan gibi üstüne çeken zaralıcanın son çırpınışı bu.
Kalbimi kaybettim, hükmümü giydim;
Şimdi bu is kokulu hayatta, seni hayal etmenin günahını ödüyorum.
Tükendi mısra, tükendi ses, tükendi nefes... Sıra karanlıkta...
24-12-2025
İST
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.