1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma

Akşam,
kendini ağır ağır odanın içine bıraktığında
duvarlar da susmayı öğrendi.
Perdeler yarıya kadar çekiliydi,
çünkü insan
tam karanlığa da
tam aydınlığa da bakamıyor bazı günler.
Kapı kapandığında
ardından gelen sessizlik
bir cümleden daha keskindi.
Ayakkabıların hâlâ kapının yanındaydı,
gitmenin aceleyle,
dönmenin ihtimalle yapıldığını sanmıştım.
“Bir gün dönerim” dedin.
Bu söz
kalbime emanet bırakılmış bir saat gibiydi;
her tik tak
bir ihtimali çoğaltıyor,
her duruş
beni biraz daha eksiltiyordu.
Günler geçti,
takvim yaprakları değil
ben yırtıldım.
Sokakta yürürken
her arkadan gelen ayak sesi
senin olabilirdi.
Olmadı.
Yağmur yağdı sonra.
Önce sokağın başındaki izlerin silindi,
sonra sesin
sonra yüzün.
Ama gitmediğin tek yer vardı:
aklım.
Komşu teyze her sabah
aynı yerden sorardı:
“Gelen giden var mı?”
Başımı sallardım.
Çünkü bazı yokluklar
cevap olmaktan çıkar,
alışkanlık olur.
Geceleri
aynı hikâyeyi defalarca okudum.
Başlangıcı çok güzeldi:
iki kişi, bir masa,
yarım soğuyan kahveler
ve geleceğe söylenen büyük sözler.
Ama sonu yoktu.
Çünkü sen
hikâyeyi yarıda bırakıp
okuru yalnız bırakmıştın.
Aynaya baktım bir gece,
yüzüm tanıdık ama
bakışlarım yabancıydı.
“İnandın mı gerçekten?” diye sordum kendime.
Aynadaki sustu.
Çünkü bazı sorular
cevaplanınca daha çok acıtır.
Şimdi düşünüyorum da,
gülüşler mi yalandı,
yoksa o gülüşlere yüklediğimiz anlam mı?
Elimi tutuşun mu sahteydi,
yoksa
sonsuzluk kelimesini bu kadar kolay söylemen mi?
Belki de
hiçbiri yalan değildi.
Belki gerçek
sadece kısa süreliydi.
Ama insan
en çok buna kırılıyor:
Gerçeğin bile
geçici olmasına.
Şimdi buradayım.
Ne seni bekliyorum
ne de tamamen vazgeçtim.
Bazı yaralar
iyileşmez,
sadece insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Ve hâlâ soruyorum,
sesim daha sakin,
kalbim daha yorgun:
Yalan mıydı yaşananlar,
yoksa
sen mi gerçeğe fazla uzaktın?
Bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Bazı hikâyeler
sonu olmadığı için
akılda kalır.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.