3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
157
Okunma
Fikirlerin kirinden
zihne perde indi;
her perde imtihan,
her imtihan içinde büyüyen ur gibi
ağrıtıyor varlığı.
Günbegün kamburlaşan bu yük
nefsin sırtın.a vurduğu gölgedir.
Sıçrattığı çamur,
kalbin kararmış aynasında durur;
yağmurlar yağar üstüne,
ama Hak’tan uzaksa gönül,
hiçbir damla arındırmaz insanı.
Ey us!
kalk şimdi…
geceye doğan sahurun sessizliğinde
kul ile Rab arasındaki kapılar aralıktır hâlâ.
Koktuğun yer,
düştüğün çukur
aslında nefsin kendi kuyusudur;
çık ki ferahlık bulasın.
Bu tasasız gidişe
Yunus gibi “dur” de;
zira hamur,
ustasının eline değmeden
özünü bulamaz.
İnsan da böyledir;
ne zaman ki Ezel Ustası’nın eline bırakır kendini,
işte o zaman kıvamına erer.
Şimdi güneş zevaldedir;
gölge çok, ışık az…
ama bil ki,
Hak güneşi zuhur etmek için
kalp kapısı arar yalnız.
Aç yüreğini,
geceye kandil gibi;
nur dolsun içine—yakan değil,
pişiren bir ateş gibi.
Ve bil:
arayışın nihayetinde
arayanın kendisi bulunur.
Rifat KAYA
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.