3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1071
Okunma

adreslerimiz
ceplerimizde bozuk paralar gibi çürüyordu
kentler sokaklar değiştiriyorduk
...kanat seslerinden camları
.......duvarları afişten
...........tarihsiz banker senetlerinden
...............gölgelerden kapılar
....................küpeşteler eksik tartılardan,
oysa biz kanımızı tazeliyorduk
petrol tankerlerinden saat başlarında
her yeni kandan çocuklarımız doğuyordu
küçük yüzlü büyük gözlü çocuklar
birden kalbimizde ateşler ocaklanıyor
bütün çiçeklerin inceliğine dair.
geceleri karanlıktan
birer ceviz gibi kırıp dizlerimizde
günleri yaklaştırıyoruz birbirine
kent pazarların ucuz damarlarına çarpıyoruz
bağışlasak da şundan kurtulsak diyorum
samatya’dan bir kadına
gözleri çukur iç yarasından uykusuz
üstelik bizi neştersiz açabilirler
denizde saklayabilirler boynumuzu
ama kemiklerimiz yüreksiz nasıl çürüyebilir?
bütün bunları
saklıyoruz pazar çaylarına
......soğuklar başlamadan
............duvarlarına dokunuyoruz
kimyon köklerine.
eski kışlardan artan
ardiyelerdeki kömür seslerine
bu mevsimi de çoçuklar
bileklerimizde geçirdiler
şu güzelim yeryüzünde
ceplerimizde ısırgan otları gibi silahlar.
adreslerimiz
ceplerimizde bozuk para gibi çürüyordu
ocak kararlarından beri
hayatı yeniden günlük yaşamaya başladık
güneş yine günlük dolandı
darphaneler günlük baskıya geçtiler
para her gün
....kanımızın duvarlarını ıslatarak
............................ve serbest gölgeleri
.....................................hanedan ceplerine dolaşarak
ceplerimizde ısırgan otu gibi silahlar.
adreslerimiz
bozuk paralar gibi ceplerimizde çürüyordu
trenler bizi tarifesiz seferlerinde
dağlara eşkiyalar gibi taşırken
su yollarına bakardık
gürültüsüz yağan yağmurlarda yılan izlerine
ceplerimizde ısırgan otu gibi silahlar.