0
Yorum
8
Beğeni
4,5
Puan
197
Okunma

Küçükken nefesimizle uçururduk hayalleri,
Bir nefeste dilekler sarardı gökyüzünü.
Toz gibi hafif, umut gibi bembeyaz,
Sonsuza gideceğine inanırdık biz onu.
Bir karahindiba yeterdi mutlu olmaya,
Küçük dualar fısıldardık rüzgâra.
Büyümekle birlikte sustu içimizdeki çocuk,
Üfleyemez olduk dilekleri rüzgâra.
Ne zaman ki aynaya baktık,
Bir parçamız eksilmişti mutlaka.
Her adımda biraz daha savrulduk,
Ve her savruluş biraz daha yalnızlığa.
Rüzgâr bir zamanlar dosttu,
Şimdi kavuruyor içimizi.
Eskiden gittiği yere umut taşırdı,
Şimdi hatıra kırıntıları getiriyor geri.
Bir dilek dilesek de yeniden,
Kimi zaman tutmuyor hiçbirini.
Yollar çoğaldı, biz azaldık,
Aynı gökyüzüne bakmıyoruz artık.
Birbirimizin çocuk hâlini unuttuk,
Ve içimizdeki baharı kuruttuk.
Karahindibalar bile bizden uzağa kaçtı,
O eski üfleyişler bile anılaştı.
Ama bir güzelliği kaldı yine de,
Her yere saçtı kendini o çiçek.
Biz dağıldıkça o çoğaldı,
Tohumlarını bıraktı sevgiyle, sessizce.
Belki de biz de böyleyiz,
Kayboldukça iz bırakıyoruz gizlice.
Zaman geçti, izler silindi sanırız,
Ama toprak unutmaz kök verdiğimizi.
Belki bir gün bir çocuk daha,
Üfler bir karahindibayı safça…
Ve bir dilek uğurlar yeniden
İçinde bizden bir şey taşıyarak.
Son kıta da sensin, ey okuyucu,
Senin nefesinle dirilsin umut.
Karahindiba hâlâ burada,
Yeter ki gönlünde olsun çocukluk.
Bir dilek dile şimdi sen de içinden,
Belki yeniden başlar çoğalmak,
Bir karahindiba gibi uçmak…
@NURAL BEKTAŞLI
5.0
50% (1)
4.0
50% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.