11
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
513
Okunma

Bu metin, sadece bir şiir değil; uykulara sinmiş bir çağrının, kalplerin küllenmiş kıyılarına dokunan bir diriliş fısıltısıdır. Zamanın çeyrek vaktinde yazılmıştır—sessizliğin en gür olduğu, duaların göğe en saf haliyle yükseldiği o anda. Her dizesi bir yakarıştır; unutuşa, gaflete, zulme ve suskunluğa karşı bir uyanıştır. Bu sözlerde ne bir öfke vardır ne de bir intikam; burada ancak vahyin ışığıyla aydınlanan bir rahmet yürüyüşü vardır. Çünkü biliriz ki sabahlar, ancak gecenin kalbinde filizlenir.
Ay, secdeye durmuş zamanın alnında,
sessizce akıyor yıldızlar nehre.
Vakit, çeyrek gece…
Ama bir nur sızıyor ümmetin derin uykusuna,
bir çağrının yankısı gibi:
"Uyan ey kalp!
Ey karanlıkla barışan ümmetin solgun yüzü!
Bu sessizlik,
sadece susmak değil,
vahyi unutmaktır…"
Tozlu kitapların raflarında
bir kıyametin ilk hecesi
sessizce kımıldanır.
Kalem titrer.
Mühür düşer.
Ve bir nida yükselir ezelden:
“Diriliş,
bir çeyrek vakitte başlar.
Bir annenin gözyaşında,
bir çocuğun suskunluğunda,
bir mazlumun ‘Yeter artık!’ deyişinde…”
O an,
gölgeler yırtılır.
Kalpler yeniden yazılır.
Söz, ete kemiğe bürünür.
Ve yürür ümmet,
sükûtun içinden doğan
ilahi bir yürüyüşle.
Bir nâr gibi değil,
bir nur gibi.
Bir öfke değil,
bir rahmet gibi.
Çünkü bilir:
Diriliş,
taşla değil;
dua ile,
vahiy ile,
secdeyle gelir.
Ve sen ey yüreği uyanmış insan!
Bu çeyrek vakti kaçırma.
Çünkü sabah,
ancak gecenin kalbinde doğar.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.